Bir eşin, diğer eşe ait olan ve müşterek konutta bulduğu bir günlüğü boşanma davasında delil olarak kullanmasının hukuka uygunluğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E:2011/2-703, K:2012-70 sayılı kararı çerçevesinde tartışınız. Bu durum HMK m. 189/2 (hukuka aykırı delil yasağı) ve TCK m. 134 (özel hayatın gizliliğini ihlal) hükümleriyle nasıl bir denge içinde yorumlanmalıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #202970

Bu konu, delil elde etme hakkı ile özel hayatın gizliliği hakkının çatıştığı hassas bir alandır. Genel kural, HMK m. 189/2 uyarınca hukuka aykırı olarak elde edilen delillerin mahkemece dikkate alınamayacağıdır. Ancak Yargıtay HGK'nın 2011/2-703 E. sayılı kararında, boşanma davalarının niteliği gereği bir istisna getirilmiştir. Karara göre, bir eşin, diğer eşle birlikte yaşadıkları 'müşterek konut' içerisinde ele geçirdiği, eşine ait günlük, mektup veya fotoğraf gibi materyalleri mahkemeye sunması, hukuka aykırı delil olarak kabul edilmez. Yargıtay'ın bu yorumunun temelinde şu mantık yatmaktadır: Müşterek konut, eşler için ortak bir yaşam alanıdır ve bu alanda mutlak bir 'gizli alan'dan söz edilemez. Bir eş, bu ortak alanda bıraktığı bir eşyanın diğer eş tarafından bulunabileceğini öngörmelidir. Dolayısıyla, bu delillerin elde edilmesi TCK m. 134 anlamında özel hayatın gizliliğini ihlal eden bir 'gizli alanı gözetleme veya kaydetme' eylemi olarak nitelendirilmez. Yargıtay, boşanma davasının kişilerin özel yaşamını ilgilendirmesi nedeniyle, özel hayata ilişkin delillerin ancak bu şekilde ispatlanabileceğini, bu durumun delil serbestisi ilkesi gereği kabul edilmesi gerektiğini belirtmektedir. Ancak bu yorum, sadece 'müşterek alanlarda' bulunan deliller için geçerlidir; bir eşin diğerinin özel şifreli bilgisayarına veya telefonuna girmesi gibi eylemler hukuka aykırı delil sayılacaktır.