TCK m. 220/6'nın iptali sonrası ortaya çıkan hukuki boşluğun doldurulması için sunulan alternatif çözüm önerisi nedir? 'Bağımsız bir suç' tanımı yerine, işlenen suça 'ağırlaştırıcı neden' olarak ceza artırımı getirilmesi önerisinin, AYM'nin iptal gerekçeleriyle uyumluluğunu tartışınız. Terörle Mücadele Kanunu m. 5'teki ceza artırımı modeli bu duruma örnek teşkil edebilir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #202957

TCK m. 220/6'nın iptali sonrası ortaya çıkan boşluğu doldurmak için sunulan temel öneri, 'örgüt adına suç işleme' fiilini bağımsız bir suç (veya örgüt üyeliğine eşdeğer bir suç) olarak tanımlamak yerine, işlenen asıl suçun cezasını artıran bir 'nitelikli hal' veya 'ağırlaştırıcı neden' olarak düzenlemektir. Bu öneri, AYM'nin iptal gerekçeleriyle daha uyumludur. Çünkü bu modelde kişi, işlemediği bir suçtan (örgüt üyeliği) değil, işlediği suçtan (örneğin propaganda, yaralama vb.) yargılanır; ancak eylemini bir örgütün gücünü ve korkutuculuğunu kullanarak veya onun adına işlediği için cezası artırılır. Bu, eylemin haksızlık içeriğinin artmasına paralel bir ceza öngördüğü için 'belirlilik' ve 'orantılılık' ilkelerine daha uygundur. Terörle Mücadele Kanunu (TMK) m. 5'teki model buna iyi bir örnektir. TMK m. 5, belirli suçların terör amacıyla işlenmesi halinde verilecek cezaların yarı oranında artırılmasını öngörür. Bu, failin terör örgütü üyesi olmasa dahi, eylemin niteliği nedeniyle daha ağır cezalandırılmasını sağlar ve AYM'nin TCK 220/6'da gördüğü 'işlenmeyen suçtan cezalandırma' sorununu ortadan kaldırır.