İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) m. 27/2'de belirtilen yürütmenin durdurulması kararının iki temel şartı olan 'açıkça hukuka aykırılık' ve 'telafisi güç veya imkânsız zararların doğması' koşullarının 'birlikte' gerçekleşmesi zorunluluğunu açıklayınız. Bu iki şarttan sadece birinin varlığı, yürütmenin durdurulması kararı için yeterli midir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #202946

İYUK m. 27/2, yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi için iki şartın 'birlikte' gerçekleşmesini zorunlu kılar. Bu şartlar, (1) idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve (2) idari işlemin açıkça hukuka aykırı olmasıdır. Bu şartlar kümülatiftir, yani birinin yokluğu halinde diğerinin ne kadar ağır olduğu fark etmeksizin yürütmenin durdurulması kararı verilemez. Örneğin, bir idari işlem çok açık bir şekilde hukuka aykırı olabilir; ancak uygulanması halinde telafisi kolay bir parasal zarar doğuracaksa, yürütmenin durdurulması kararı verilmeyebilir. Zira dava sonunda işlem iptal edilirse, bu parasal zarar faiziyle birlikte iade edilebilir. Tersine, bir işlemin uygulanması, geri döndürülemez zararlara (örneğin bir yapının yıkılması) yol açacak olsa bile, mahkeme ilk incelemesinde işlemde 'açıkça' bir hukuka aykırılık tespit edemiyorsa, yine yürütmenin durdurulması kararı vermeyecektir. Dolayısıyla, bu iki koşulun bir arada ve birbirini tamamlar nitelikte olması, yürütmenin durdurulması kurumunun temelini oluşturur.