Bir kişinin taksirle yaralama suçundan mahkum olup hükmü kesinleştikten sonra, mağdurun bu yaralanmaya bağlı olarak ölmesi durumunda, sanık hakkında taksirle öldürme suçundan yeni bir kamu davası açılabilir mi, yoksa bu durum 'yargılamanın yenilenmesi' midir? Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2014/4187 E., 2014/15160 K. sayılı kararı ışığında, bu iki hukuki kurum arasındaki farkı ve doğru usuli yolu açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #202945

Bu durum, yargılamanın yenilenmesi değil, yeni ve daha ağır bir suçun ortaya çıkmasıdır. Yargılamanın yenilenmesi, kesinleşmiş bir hükümle ilgili yeni delillerin ortaya çıkması veya CMK'da sayılan özel hallerin varlığı durumunda söz konusu olur. Olayda ise, taksirle yaralama suçu işlendiği anda ölüm neticesi mevcut değildir; ölüm, hüküm kesinleştikten sonra meydana gelen yeni bir olgudur ve suçun niteliğini değiştirerek taksirle öldürme suçunu oluşturur. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin ilgili kararında da bu ayrıma işaret edilmiştir. Mahkemenin, olayı 'yargılamanın yenilenmesi' olarak ele alıp CMK m. 314 koşulları oluşmadığından reddetmesi hatalıdır. Doğru usuli yol, savcılığın taksirle öldürme suçundan yeni bir iddianame ile kamu davası açmasıdır. Bu yeni davada sanığın suçluluğu tekrar değerlendirilir ve eğer taksirle öldürmeden mahkumiyet kararı verilirse, daha önce taksirle yaralama suçundan infaz edilen cezanın, yeni cezadan mahsup edilmesi gerekir. Bu, 'ne bis in idem' (aynı fiilden iki kez yargılama yasağı) ilkesinin bir gereğidir, çünkü fiilin temeli aynıdır ancak neticesi ağırlaşmıştır.