375 sayılı KHK'nın Geçici 35. maddesi uyarınca 'değerlendirme' yoluyla kamu görevinden çıkarma işlemi ile 657 sayılı DMK uyarınca 'disiplin cezası' olarak memurluktan çıkarma arasındaki temel usuli farklar nelerdir? İdare mahkemeleri, 'irtibat ve iltisak' gibi soyut bir kavrama dayanan bu 'değerlendirme' işleminin hukuki denetimini yaparken hangi somut delilleri aramalıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #202934

İki işlem arasındaki temel fark, usuli güvencelerdedir. 657 sayılı DMK'ya göre memurluktan çıkarma, Yüksek Disiplin Kurulu kararı, savunma hakkı, belirli süreler gibi sıkı usuli güvencelere tabi bir disiplin cezasıdır. Buna karşılık, 375 sayılı KHK'nın Geçici 35. maddesi ile yapılan çıkarma, bir 'değerlendirme' işlemidir. Burada, kurum içinde kurulan bir komisyonun, kişinin terör örgütleri ile 'irtibatlı veya iltisaklı' olduğu yönünde bir değerlendirme yapması yeterlidir ve bu süreç DMK'daki usuli güvenceleri içermez. İdare mahkemeleri, 'irtibat ve iltisak' gibi soyut bir kavramın denetimini yaparken, idarenin bu değerlendirmesini somut ve hukuken kabul edilebilir delillere dayandırıp dayandırmadığını inceler. Uygulamada mahkemeler; Bank Asya'ya örgütsel talimatla para yatırma, örgütün tepe yönetimiyle iletişim (ByLock, ankesörlü telefon), haklarında kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunan kişilerle hiyerarşik ilişki, örgüte müzahir kurumlardaki pozisyon gibi somut olguları aramaktadır. Salt sendika üyeliği, çocuğunu okula gönderme gibi tek başına yeterli görülmeyen eylemlerin, örgütsel bir faaliyet kapsamında yapılıp yapılmadığı değerlendirilir.