Halkı kin ve düşmanlığa tahrik (TCK m. 216) suçu ile 'suç işlemeye tahrik' (TCK m. 214) suçu arasındaki temel farkı, korunan hukuki değer ve tahrikin yöneldiği hedef açısından açıklayınız. Yargıtay 16. CD, 2016/3583 K. sayılı kararında, Gezi Parkı eylemlerine katılanlara karşı şiddeti teşvik eden paylaşımları neden TCK m. 216 kapsamında görmemiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #202923

İki suç arasındaki temel farklar şunlardır: 1) Korunan Hukuki Değer ve Hedef: TCK m. 216'da korunan hukuki değer 'kamu barışı' ve 'toplumsal huzur'dur. Tahrik, halkın kanunda sayılan (sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, bölge) özelliklere sahip bir kesiminin, diğer bir kesimine karşı 'kin ve düşmanlığına' yöneliktir. Yani soyut bir düşmanlık iklimi yaratma hedeflenir. TCK m. 214'te ise korunan hukuki değer doğrudan 'kamu düzeni ve güvenliği'dir. Tahrik, belirli bir veya birden fazla 'suçu işlemeye' yöneliktir. Hedef, soyut bir düşmanlık değil, somut bir suçun işlenmesini teşvik etmektir. 2) Fiilin Niteliği: TCK m. 216'da, kamu güvenliği için 'açık ve yakın bir tehlikenin' ortaya çıkması aranır. TCK m. 214 ise, alenen suç işlemeye tahrik etmeyi yeterli görür. Yargıtay'ın ilgili kararında, Gezi eylemlerine katılanlara karşı yaralama gibi suçların işlenmesini teşvik eden paylaşımlar ele alınmıştır. Yargıtay, bu eylemin, kanunda sayılan soyut kategorilerden birine (ırk, din vb.) yönelik bir kin ve düşmanlık tahriki olmadığını, aksine belirli bir gruba karşı somut bir suçun (yaralama) işlenmesine yönelik bir kışkırtma olduğunu belirtmiştir. Bu nedenle eylem, TCK m. 216'yı değil, doğrudan suç işlemeye teşviki düzenleyen TCK m. 214'ü oluşturur.