CMK m. 83 uyarınca 'keşif' delilinin ceza yargılamasındaki amacı ve işlevi nedir? Görgü tanığı olmayan bir cinayet davasında, soruşturma aşamasında C. Savcısı tarafından olay yerinde keşif yapılmış olması, kovuşturma aşamasında mahkemenin sanığın da katılımıyla yeniden keşif yapmasına engel teşkil eder mi? YCGK'nın E: 2008/1-5, K:2008/33 sayılı kararının bu konudaki değerlendirmesini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #202797

CMK m. 83'e göre keşif, hakimin veya savcının, suçun işlendiği yeri, olayın izlerini ve delilleri doğrudan gözlemlemek, olayın oluş şeklini daha iyi anlamak ve toplanan delilleri yerinde değerlendirmek amacıyla yaptığı bir inceleme işlemidir. Amacı, maddi gerçeğe ulaşmak için olayı ve mekanı beş duyu organıyla idrak etmektir. Soruşturma aşamasında savcının keşif yapmış olması, kovuşturma aşamasında mahkemenin yeniden keşif yapmasına engel değildir. Aksine, ceza yargılamasında 'doğrudan doğruyalık' ilkesi gereği, hükmü verecek olan hakimin delillerle bizzat temas etmesi esastır. YCGK'nın ilgili kararında, görgü tanığı olmayan bir olayda, her ne kadar savcı keşif yapmış olsa da, sanığın iddialarını (örneğin, meşru savunma, olayın oluş şekline ilişkin beyanlarını) yerinde test etmek ve değerlendirmek amacıyla, sanığın da katılımıyla mahkeme tarafından yeniden keşif yapılmasının gerekip gerekmediği tartışılmıştır. Kurul, somut olayın özelliklerine göre (olayın üzerinden uzun zaman geçmesi, olay yerinin değişmiş olması vb.) yargılamanın ulaştığı aşama itibarıyla yeniden keşif yapılmasının dosyaya bir katkı sağlamayacağına karar vermiş olsa da, bu durum her olayda yeniden keşif yapılamayacağı anlamına gelmez. Mahkeme, dosyayı aydınlatacağına inanıyorsa, sanığın katılımıyla ve gerekirse bilirkişi marifetiyle yeniden keşif yapabilir ve yapmalıdır.