Bir senedin 'kısmen' ödenmiş olmasına rağmen, alacaklının senedin tamamı üzerinden icra takibi başlatması, TCK m. 156'daki bedelsiz senedi kullanma suçunu oluşturur mu? Bu suçun manevi unsuru olan 'kast'ın ispatında, senedin bedelsiz kaldığını 'bilerek' hareket etme koşulu nasıl değerlendirilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #202777

Evet, senedin kısmen ödenmesine rağmen tamamı üzerinden icra takibi başlatılması, TCK m. 156'daki suçu oluşturur. Kanun metnindeki 'bedelsiz kalmış bir senedi' ifadesi, 'kısmen veya tamamen bedelsiz kalmış' şeklinde anlaşılmalıdır. Fail, senedin ödenen kısmına isabet eden bölümü açısından bedelsiz kalan bir senedi kullanmış olmaktadır. Suçun manevi unsuru 'genel kast'tır, yani failin senedin bedelsiz (kısmen veya tamamen) kaldığını 'bilmesi' ve buna rağmen onu 'kullanmayı istemesi' gerekir. 'Bilme' unsuru, ceza yargılamasında her türlü delille ispatlanabilir. Örneğin, borçlunun ödemeyi banka havalesi ile yaptığına dair dekontlar, ödemeye şahit olan tanıklar, taraflar arasındaki mesajlaşmalar veya alacaklının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar, failin ödemeden haberdar olduğunu, yani senedin bedelsiz kaldığını 'bildiğini' ispatlamaya yarar. Eğer fail, yapılan ödemeden haberdar olmadığını (örneğin, ödeme ortağına yapılmış ve kendisine bilgi verilmemişse) veya alacağın başka borçlara mahsup edildiğini samimi olarak düşünüyorsa, kast unsuru oluşmayacağından suç da oluşmaz. İspat yükü iddia makamındadır.