Boşanma davasında delillerin sunulması için Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda (HMK) öngörülen kesin süre nedir? Tarafların, bu süre geçtikten sonra yeni bir delil sunması hangi istisnai koşullarda mümkündür? Bu istisnanın uygulanmasında mahkemenin takdir yetkisinin sınırlarını (yargılamayı geciktirme amacı, tarafın kusuru) açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #202759

Boşanma davalarında delil sunma süresi, dilekçeler (dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap) aşamasının tamamlanmasından sonra, mahkemenin taraflara gönderdiği 'ön inceleme duruşmasına davet' yazısının tebliğinden itibaren başlayan 'iki haftalık kesin süre'dir (HMK m. 139, 140). Taraflar, dilekçelerinde belirttikleri ancak henüz sunmadıkları delilleri bu süre içinde sunmak veya başka yerden getirilecekse gerekli açıklamayı yapmak zorundadırlar. Kural olarak bu süre geçtikten sonra yeni delil sunulamaz. Ancak HMK m. 145, bu kurala iki önemli istisna getirmiştir: 1) Delilin sonradan ileri sürülmesinin 'yargılamayı geciktirme amacı taşımaması' VEYA 2) Delilin süresinde ileri sürülememesinin 'ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmaması'. Mahkeme, bu iki koşuldan birinin varlığına kanaat getirirse, o delilin sonradan gösterilmesine izin verebilir. Mahkemenin takdir yetkisi sınırsız değildir. Örneğin, davanın başında mevcut olan ve sunulması mümkün olan bir delilin, sırf davayı uzatmak amacıyla son aşamada sunulması talebi reddedilmelidir. Ancak, delil yeni ortaya çıkmışsa veya tarafın elinde olmayan bir nedenle (örneğin, resmi bir kurumdan belgenin geç gelmesi) süresinde sunulamamışsa, mahkeme bu delili kabul etmelidir. Bu, maddi gerçeğe ulaşma ilkesinin bir gereğidir.