Anayasa m. 141/3 ve CMK m. 34'te yer alan 'kararların gerekçeli olması' zorunluluğunun ceza yargılamasındaki önemini ve işlevini açıklayınız. Bir mahkemenin, sanık hakkındaki temel cezayı alt sınırdan uzaklaşarak belirlerken veya TCK m. 62'deki takdiri indirimi uygulamazken hiçbir gerekçe göstermemesinin, Yargıtay 19. CD, 2015/30757 K. sayılı kararına göre hukuki sonucu nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #202753

'Kararların gerekçeli olması' ilkesi, adil yargılanma hakkının temel bir unsurudur. İşlevleri şunlardır: 1) Taraflara, mahkemenin neden o sonuca ulaştığını anlama ve kanun yollarına daha etkili başvurma imkanı tanır. 2) Üst mahkemelerin (İstinaf ve Yargıtay) hukuki denetim yapabilmesini sağlar. Gerekçesiz bir karar denetlenemez. 3) Hakimin keyfi karar vermesini önler ve kararların mantıksal bir temele dayandığını göstererek kamuoyunun yargıya olan güvenini artırır. Yargıtay 19. CD, 2015/30757 K. sayılı kararında, mahkemenin temel cezayı belirlerken alt sınırdan uzaklaşması veya TCK m. 62'deki takdiri indirimi uygulamaması gibi cezanın bireyselleştirilmesine ilişkin kararlarını gerekçelendirmemesini, Anayasa m. 141 ve CMK m. 34, 230'a aykırılık olarak görmüş ve mutlak bir bozma nedeni saymıştır. Mahkeme, 'kanun maddelerini tekrar etmekle' yetinemez; sanığın kişiliği, suçun işleniş biçimi, meydana gelen zararın ağırlığı gibi somut gerekçelerle neden alt sınırdan uzaklaştığını veya neden takdiri indirim uygulamadığını kararında açıkça tartışmak zorundadır. Gerekçesizlik, hükmün bozulmasını gerektirir.