Parada sahtecilik suçunun (TCK m. 197) oluşabilmesi için sahte paranın 'aldatma kabiliyetine (iğfal kabiliyeti)' sahip olması ne demektir? Bir paranın sahte olduğunun, özel bir incelemeye gerek kalmaksızın ortalama bir insan tarafından ilk bakışta anlaşılması durumunda, bu parayı piyasaya sürmeye çalışan kişinin eylemi hangi hukuki sonucu doğurur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #202694

Aldatma kabiliyeti (iğfal kabiliyeti), sahte paranın, sahteliği konusunda uzman olmayan, ortalama bir kişiyi kandırabilecek, gerçek para izlenimi verecek nitelikte olması demektir. Yani, paranın görünüşü, dokusu, üzerindeki güvenlik unsurlarının taklidi itibarıyla, normal bir alışveriş sırasında dikkatli bir vatandaş tarafından sahte olduğu kolayca anlaşılamıyorsa, aldatma kabiliyetine sahip demektir. Eğer bir para, o kadar kaba ve bariz bir şekilde sahte ise ki (örneğin fotokopi kağıdına renkli çıktı alınmış gibi), ortalama bir insan tarafından özel bir incelemeye gerek kalmaksızın ilk bakışta sahte olduğu anlaşılıyorsa, bu paranın aldatma kabiliyeti yoktur. Aldatma kabiliyeti olmayan bir nesne, suçun konusu olan 'sahte para' niteliğinde değildir. Bu nedenle, böyle bir parayı piyasaya sürmeye çalışan kişinin eylemi, TCK m. 197'deki parada sahtecilik suçunu oluşturmaz. Eylem, 'işlenemez suç' (elverişsiz konu) niteliğindedir ve fail bu suçtan dolayı cezalandırılamaz.