Bir davada, davalının adresinin dava dilekçesinde doğru olarak bildirilmesine ve bu adresin Ticaret Sicili'ndeki resmi adres olmasına rağmen, tebligatın 'adresin fiilen mevcut olmadığı' şerhiyle iade edilmesi durumunda, mahkemenin HMK m. 119/2 uyarınca davacıya 'adresi bildirmesi için kesin süre vererek' davanın açılmamış sayılmasına karar vermesi hukuka uygun mudur? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2015/2878 E., 2019/456 K. sayılı kararının bu konudaki çözüm önerisi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #202637

Bu durum, mahkemenin davanın açılmamış sayılmasına karar vermesi için hukuka uygun bir gerekçe değildir. HMK m. 119, dava dilekçesindeki eksikliklerle ilgilidir. Davacı, davalının bilinen ve resmi kayıtlarda yer alan adresini dilekçesine yazdığında, adres bildirme yükümlülüğünü yerine getirmiştir. Adresin fiilen mevcut olmaması veya tebligatın yapılamaması, dava dilekçesinde bir eksiklik olduğu anlamına gelmez. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2015/2878 E., 2019/456 K. sayılı kararında bu durum açıklığa kavuşturulmuştur. Karara göre, davacı adres bildirme yükümlülüğünü yerine getirdiği için HMK m. 119 uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilemez. Bu durumda yapılması gereken, tebligatın başka yollarla yapılmasını sağlamaktır. Ticaret sicilindeki adresin fiilen var olmaması, Tebligat Kanunu m. 35'e göre tebligatı imkansız kılar. Bu halde, adresin meçhul sayılması ve Tebligat Kanunu'nun 28. maddesi uyarınca 'ilanen tebligat' yoluna gidilmesi gerekir. Dolayısıyla mahkeme, HMK 119'u uygulamak yerine, ilanen tebligat masraflarını yatırması için davacıya süre vermeli ve yargılamaya bu şekilde devam etmelidir.