Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/2-1899 E., 2018/1052 K. sayılı kararında, velayetin değiştirilmesi davalarında iştirak nafakasının, kararın kesinleşme tarihinden itibaren başlaması gerektiği belirtilmiştir. Bu kuralın, 'çocuğun fiilen diğer ebeveynle yaşadığı' durumlarda, çocuğun bakım ve eğitim giderlerini fiilen karşılayan ebeveyn aleyhine bir sonuç doğurup doğurmadığını, 'çocuğun üstün yararı' ilkesi açısından tartışınız. Bu durumda fiilen bakım sağlayan ebeveynin, yaptığı masrafları talep etmek için başka bir hukuki yolu var mıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #202629

YHGK'nın bu kararı, velayet ve nafaka hakkının hukuki niteliğine sıkı sıkıya bağlı, usulen doğru bir karardır. Ancak bu kararın, çocuğun fiilen diğer ebeveynle yaşadığı durumlarda, o ebeveyn aleyhine pratik ve adil olmayan sonuçlar doğurma potansiyeli vardır. 'Çocuğun üstün yararı' ilkesi açısından durum şöyledir: Çocuğun üstün yararı, onun maddi ve manevi tüm ihtiyaçlarının kesintisiz olarak karşılanmasını gerektirir. Velayet davası devam ederken (ve karar kesinleşene kadar, ki bu yıllar sürebilir), çocuğa fiilen bakan ebeveyn, çocuğun tüm masraflarını tek başına üstlenmek zorunda kalır. Diğer ebeveynin iştirak nafakası ödeme yükümlülüğü ise, kararın kesinleştiği çok daha ileri bir tarihte başlar. Bu durum, çocuğa fiilen bakan ebeveyn üzerinde haksız bir mali yük yaratır ve bu mali zorluk, dolaylı olarak çocuğun yaşam standardını ve dolayısıyla üstün yararını olumsuz etkileyebilir. Bu durumda fiilen bakımı sağlayan ebeveynin başka hukuki yolları vardır, ancak bunlar daha karmaşıktır: 1) Tedbir Nafakası Talebi: Velayet davası devam ederken, çocuğa fiilen bakan ebeveyn, TMK m. 169 uyarınca çocuk için 'tedbir nafakası' bağlanmasını talep edebilir. Bu, dava süresince çocuğun giderlerine diğer ebeveynin de katılmasını sağlayan en etkili yoldur. 2) Vekaletsiz İş Görme Hükümleri: Çok daha teorik ve zor bir yol ise, dava kesinleştikten sonra, çocuğa fiilen baktığı dönemde diğer ebeveyn adına yaptığı zorunlu masrafları, TBK'daki 'vekaletsiz iş görme' (TBK m. 526 vd.) hükümlerine dayanarak ayrı bir alacak davasıyla talep etmektir. Ancak bu, hem ispatı zor hem de meşakkatli bir yoldur. Sonuç olarak, YHGK kararı usulen doğru olmakla birlikte, pratik adaleti sağlamak için mahkemelerin, velayet davası görülürken çocuğun fiili durumunu dikkate alarak, talep üzerine derhal 'tedbir nafakasına' hükmetmeleri, çocuğun üstün yararı açısından hayati önem taşımaktadır. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/velayetin-degistirilmesi-davasinda-nafaka/)