Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 2017/36091 E., 2021/5605 K. sayılı kararında, sanığın kendisini 'tarikat mensubu' olarak tanıtıp 'evinizde muska var, felaket dolaşıyor' diyerek ve aile hakkında bildiği bazı detayları kullanarak mağdurları ikna etmesi eylemi, neden basit bir yalan değil, 'nitelikli yalan' yani 'hile' olarak kabul edilmiştir? Dolandırıcılık suçundaki hilenin, mağdurun 'denetleme olanağını ortadan kaldırıcı' nitelikte olması kriterini bu olay üzerinden açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #202627

Dolandırıcılık suçundaki 'hile', Yargıtay içtihatlarında 'nitelikli yalan' olarak tanımlanır. Yani, her yalan hile değildir. Yalanın, mağdurun denetleme ve şüphelenme yetisini ortadan kaldıracak, onu aldatacak yoğunlukta ve ustalıkta olması gerekir. Yargıtay'ın anılan karardaki eylemi basit bir yalan değil, hile olarak kabul etmesinin nedenleri şunlardır: 1) Manevi ve Dini Bir Otorite Figürü Yaratma: Sanık, kendisini sıradan bir kişi olarak değil, özel bilgilere ve manevi güce sahip bir 'tarikat mensubu' olarak tanıtmıştır. Bu, mağdurlar üzerinde bir saygı, güven ve hatta korku oluşturarak, onların eleştirel düşünme yetisini baştan zayıflatmıştır. 2) Somut ve Kişisel Bilgiler Kullanma: Sanık, sadece soyut bir iddiada bulunmamış, 'müştekinin ailesini tarif etmeye' başlayarak, onlar hakkında bildiği (veya tahmin ettiği) bazı detayları kullanmıştır. Bu, onun gerçekten de 'doğaüstü' veya 'özel' bilgilere sahip olduğu izlenimini güçlendirmiş ve yalanına bir inandırıcılık katmanı eklemiştir. 3) Ritüelistik Davranışlar Sergileme: Sanığın 'su okuma', 'tuz ve domates isteme', 'bohçaya altın koydurma', 'gelinin bohçanın üstüne oturması', 'kapıyı kilitleyip 7 ev gezme' gibi bir dizi ritüelistik eylem sergilemesi, basit bir sözün ötesinde, planlı ve kurgulanmış bir 'oyun' (düzen, dolap) olduğunu göstermektedir. Bu eylemler, mağdurların dikkatini dağıtmış ve onları psikolojik olarak kurgulanan senaryonun içine çekmiştir. 'Denetleme olanağını ortadan kaldırma' kriteri de burada devreye girer. Mağdurlar, 'büyü' veya 'muska' gibi metafizik ve denetlenemez bir kavramla karşı karşıyadır. Büyünün var olup olmadığını veya sanığın yaptığı ritüelin işe yarayıp yaramayacağını objektif bir şekilde kontrol etme imkanları yoktur. Sanık, mağdurları bu denetlenemez alana çekerek, onların akılcı savunma mekanizmalarını çökertmiş ve hileli davranışlarıyla iradelerini fesada uğratarak menfaat temin etmiştir. Bu nedenle eylem, nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturur. (Kaynak: oner.av.tr/buyu-fal-medyum-dolandiriciligi/)