Boşanma davasında, bir eşin diğer eşin 'günlüğünü' delil olarak sunması, Yargıtay tarafından hangi koşullarda hukuka uygun kabul edilmektedir? Bu durumu, günlüğün bulunduğu yerin 'müşterek konut' olması, delilin 'tesadüfen' ele geçirilmesi ve 'başka türlü ispat imkanının olmaması' kriterleri çerçevesinde, özel hayatın gizliliği hakkıyla dengeleyerek açıklayınız.
Bir eşin diğer eşin günlüğünü delil olarak sunması, özel hayatın gizliliğine ağır bir müdahale teşkil etmesine rağmen, Yargıtay'ın boşanma davalarına özgü içtihatlarında belirli koşullar altında hukuka uygun kabul edilebilmektedir. Bu kabul, üç temel kriterin bir arada değerlendirilmesine dayanır: 1) Bulunduğu Yer ('Müşterek Konut' Kriteri): Yargıtay, delilin, eşlerin ortak yaşam alanı olan 'müşterek konut' içinde bulunmasına özel bir önem atfetmektedir. Yargıtay'a göre, eşler, ortak konutta birbirlerinin bazı özel eşyalarına rastlama riskini ve ihtimalini doğal olarak kabul etmiş sayılırlar. Başka bir deyişle, ortak konuttaki bir çekmecede veya yatak altında bulunan bir günlük, kişinin mutlak surette gizli kalmasını bekleyebileceği bir alanda sayılmamaktadır. 2) Ele Geçirme Şekli ('Tesadüfen Bulma' Kriteri): Delilin hukuka uygun sayılması için, planlı ve sistematik bir arama (örn: kilitli bir dolabı zorla açma) sonucu değil, 'tesadüfen' veya hayatın olağan akışı içinde (örn: evi temizlerken) ele geçirilmiş olması aranır. Bu kriter, eylemde özel hayatı ihlal etme yönünde özel bir kastın olmadığını göstermeye yöneliktir. 3) Başka Türlü İspat İmkanının Olmaması ('Zorunluluk Hali' Kriteri): Yargıtay, bu tür bir delilin kabulü için, iddia edilen vakıanın (özellikle sadakatsizlik gibi ispatı zor durumların) başka türlü delillerle ispatlanmasının çok zor veya imkansız olmasını da bir ölçüt olarak dikkate alır. Yani, delil, maddi gerçeğe ulaşmak için son çare niteliğinde olmalıdır. Yargıtay, bu üç kriteri birlikte değerlendirerek, evlilik birliğinin korunması ve boşanma davasında adaletin sağlanması gibi üstün menfaatler ile özel hayatın gizliliği hakkı arasında bir denge kurmaya çalışmaktadır. Ancak bu yorumun, özel hayatın gizliliğini ihlal etme potansiyeli taşıdığı ve her somut olayda çok dikkatli uygulanması gerektiği açıktır. (Kaynak: oner.av.tr/bosanma-davasinda-delil/)