Danıştay Onuncu Dairesi'nin 1984/2079 E., 1985/234 K. sayılı kararında, Devlet Memurluğundan çıkarma cezasında, memura Yüksek Disiplin Kurulu tarafından DMK m. 129/2'de sayılan hakların (soruşturma evrakını inceleme, tanık dinletme vb.) kullandırılmasının zorunluluğu vurgulanmıştır. Kurulun bu hakları kullandırmadan önce, soruşturmacı tarafından memurun savunmasının alınmış olması, bu usuli eksikliği giderir mi? Yüksek Disiplin Kurulu'ndaki savunma hakkının niteliğini ve soruşturma aşamasındaki savunmadan farkını açıklayınız.
Hayır, soruşturmacı tarafından memurun savunmasının alınmış olması, Yüksek Disiplin Kurulu'nun DMK m. 129/2'deki yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz ve bu usuli eksikliği gidermez. İki savunma arasında nitelik ve amaç farkı vardır: 1) Soruşturmacı Tarafından Alınan Savunma: Bu savunma, DMK m. 130 uyarınca, disiplin soruşturması sırasında, iddialar hakkında memurun ilk beyanlarının alınmasıdır. Bu aşamada memur, henüz hangi cezanın teklif edileceğini bilmemektedir ve savunmasını genel iddialara karşı yapar. Bu, soruşturmanın bir parçasıdır. 2) Yüksek Disiplin Kurulu Önündeki Savunma Hakkı: Bu savunma ise, soruşturma tamamlandıktan ve memur hakkında 'Devlet memurluğundan çıkarma' gibi en ağır ceza teklifi yapıldıktan sonra, karar mercii olan Kurul önünde yapılan 'son savunma'dır. Bu aşamada memur, hakkındaki tüm soruşturma dosyasını, delilleri ve aleyhindeki teklifi bilerek, doğrudan karar verecek olan kurula hitaben savunma yapar. DMK m. 129/2'de tanınan 'evrakı inceleme', 'tanık dinletme' gibi haklar, bu son savunmanın etkin bir şekilde yapılabilmesi için tanınmış ek güvencelerdir. Danıştay kararında da belirtildiği gibi, Yüksek Disiplin Kurulu, karar vereceği dosyada memura bu son ve kapsamlı savunma hakkını tanımakla bizzat yükümlüdür. Kurulun, 'soruşturmada zaten savunması alınmış' diyerek bu yükümlülükten kaçınması, savunma hakkının özünü ihlal eder. Çünkü memur, en ağır ceza teklifiyle karşı karşıya olduğunu bilerek karar merciine doğrudan savunma yapma imkanından mahrum bırakılmış olur. Bu, temel bir usul hatasıdır ve işlemin iptalini gerektirir. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/devlet-memurlari-kanunu-129-madde-dmk/)