Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2018/639 sayılı kararında, sanığın '10 Kürt çocuğunun polis tarafından katledildiği' şeklindeki paylaşımını, TCK m. 216 (Halkı kin ve düşmanlığa tahrik) yerine neden TCK m. 301/2 (Devletin kurum ve organlarını aşağılama) kapsamında değerlendirmiştir? Bu iki suç arasındaki temel ayrımı, suçun maddi unsurunun hedefi ve korunan hukuki değer açısından açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #202593

Yargıtay'ın bu nitelemesindeki temel neden, suçun maddi unsurunun hedefi ve korunan hukuki değerdeki farklılıktır. - TCK m. 216 (Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik): Bu suçun oluşması için, eylemin 'halkın bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine' kin ve düşmanlığa tahrik etmesi gerekir. Hedef, sivil halk grupları arasındaki ilişkidir. Korunan hukuki değer, 'kamu barışı' ve toplumsal kesimler arasındaki huzurdur. - TCK m. 301/2 (Devletin Kurum ve Organlarını Aşağılama): Bu suçun hedefi ise, belirli bir halk kesimi değil, 'Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin emniyet teşkilatı' gibi devletin somut bir kurum veya organıdır. Fiil, bu kurumun saygınlığını ve itibarını toplum nezdinde alenen aşağılamaktır. Korunan hukuki değer, 'devletin egemenlik alametlerinin ve organlarının saygınlığı'dır. Sanığın paylaşımında, bir halk kesiminin diğerine karşı kışkırtılması (örneğin Türklerin Kürtlere veya tersi) değil, devletin bir organı olan 'polis teşkilatı'nın, 'katliam yapan bir kurum' olarak gösterilmesi söz konusudur. Eylem, polis teşkilatının onur ve saygınlığına yönelik bir aşağılama içermektedir. Yargıtay, bu nedenle fiilin hedefinin halk grupları değil, devletin bir kurumu olduğunu tespit ederek, eylemin TCK m. 301/2 kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine, suç vasfında yanılgıya düşüldüğüne karar vermiştir. (Kaynak: avmehmetgenc.com/halki-kin-ve-dusmanliga-tahrik-veya-asagilama-sucu-ve-cezasi)