Hekimin dikkat ve özen yükümlülüğü, 'objektif özen' ve 'sübjektif özen' olarak iki boyutta ele alınabilir. Bu iki kavramı tanımlayınız ve bir hekimin sorumluluğunun belirlenmesinde hangisinin öncelikli olduğunu, 'tıbbi standart' kavramıyla ilişkilendirerek açıklayınız.
Hekimin dikkat ve özen yükümlülüğü, hem objektif hem de sübjektif unsurları içerir, ancak hukuki sorumluluğun belirlenmesinde objektif özen esastır. - Objektif Özen: Bu, tıp biliminin o anki güncel verilerine, genel kabul görmüş kural ve standartlarına uygun davranma yükümlülüğüdür. Değerlendirme, somut olaydaki hekimin kişisel bilgi, beceri veya tecrübesine göre değil, aynı alandaki (branştaki) makul, ortalama bilgi ve beceriye sahip, basiretli bir hekimin göstermesi gereken özene göre yapılır. İşte bu 'ortalama hekimin standardı', 'tıbbi standart' olarak adlandırılır. Tıbbi standart, hekimin uymak zorunda olduğu asgari özen ölçüsünü belirler. Teşhis, tedavi, aydınlatma gibi tüm aşamalarda bu standarda uyulmalıdır. - Sübjektif Özen: Bu ise, hekimin kendi kişisel yetenekleri, bilgisi ve vicdani kanaati çerçevesinde gösterdiği özendir. Bir hekim, objektif standardın (tıbbi standardın) altına düşemez. Eğer düşerse, 'benim bilgim bu kadardı' veya 'ben elimden geleni yaptım' savunması geçerli olmaz ve sorumlu tutulur. Ancak, eğer bir hekim, alanında ortalamanın üzerinde bir bilgi ve beceriye sahipse (örneğin, özel bir teknikte uzmanlaşmış bir profesör ise), ondan beklenen özen, sadece asgari tıbbi standart değil, kendi sübjektif (daha yüksek) standardıdır. Bu durumda, kendi standardının altında bir performans göstermesi de sorumluluğunu doğurabilir. Sonuç olarak, hukuki sorumlulukta temel ve asgari kriter 'objektif özen', yani 'tıbbi standart'tır. Her hekim bu standardı karşılamak zorundadır. Sübjektif özen, ancak hekimin bu objektif standardın üzerinde bir yetkinliğe sahip olması durumunda, sorumluluğu ağırlaştıran bir faktör olarak devreye girebilir. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/hekimin-dikkat-ve-ozen-yukumlulugu/)