657 sayılı DMK m. 138, görevden uzaklaştırmaya yetkili amirleri sayarken 'bakanlık ve genel müdürlük müfettişleri'ne de bu yetkiyi tanımıştır. Danıştay Beşinci Dairesi'nin 1994/286 E., 1997/966 K. sayılı kararında, bu yetkinin 'diğer soruşturma ve denetim elemanlarınca kullanılamayacağı' belirtilmiştir. Bu yorumun hukuki dayanağı nedir ve 'muhakkik' olarak görevlendirilen bir kişinin görevden uzaklaştırma tedbiri uygulama yetkisinin sınırları nelerdir?
Danıştay'ın bu yorumunun hukuki dayanağı, kanunilik ilkesi ve yetki kurallarının dar yorumlanması gerekliliğidir. DMK m. 138, görevden uzaklaştırma gibi memur güvencesini derinden etkileyen istisnai bir yetkiyi, kanunda 'tahdidi' (sınırlı) olarak sayılan belirli makamlara vermiştir. 'Bakanlık ve genel müdürlük müfettişleri' ibaresi, özel bir statüye ve kanunla verilmiş geniş denetim yetkilerine sahip olan bu kadroları işaret eder. Kanun koyucu, bu yetkiyi tüm denetim elemanlarına veya soruşturmacılara tanımamıştır. Yetki kuralları genişletici yoruma tabi tutulamayacağı için, kanunda sayılmayan 'diğer soruşturma ve denetim elemanları' (örneğin, bir kurumun iç denetçisi veya özel olarak görevlendirilen bir soruşturmacı) bu yetkiyi doğrudan kullanamaz. 'Muhakkik' olarak görevlendirilen bir kişinin durumu ise şöyledir: Muhakkik, belirli bir soruşturmayı yürütmek üzere amir tarafından görevlendirilen kişidir. Metinde de belirtildiği gibi, muhakkikler soruşturmanın selameti açısından görevden uzaklaştırma tedbirini gerekli görebilirler. Ancak bu tedbiri, müfettişler gibi doğrudan ve tek başlarına uygulayamazlar. Muhakkik, görevden uzaklaştırma teklifini, atamaya yetkili amire sunar ve ancak 'atamaya yetkili amirin onayı' ile bu tedbir uygulanabilir. Yani muhakkikin yetkisi, doğrudan bir karar alma değil, teklifte bulunma ve onaya sunma ile sınırlıdır. Bu, kanundaki yetki hiyerarşisinin korunmasını sağlar. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/devlet-memurlari-kanunu-138-madde-dmk/)