5271 sayılı CMK'nın 19. maddesi 'Davanın Nakli'ni düzenlerken, maddede geçen 'fiili nedenlerle' mahkemenin görevini yerine getiremeyecek olması haline ne gibi durumlar örnek gösterilebilir? Bu durumda davanın nakline karar verilmesi, 'tabii hakim' ilkesinin bir ihlali midir, yoksa bu ilkenin işlerliğini sağlamaya yönelik bir tedbir midir?
CMK m. 19/1'de geçen 'fiili nedenlerle' mahkemenin görevini yerine getirememesi, yargılamanın fiziken yapılmasını imkansız kılan veya aşırı derecede zorlaştıran somut olayları ifade eder. Örnek olarak şunlar gösterilebilir: - Adliye binasının deprem, sel, yangın gibi bir doğal afet sonucu yıkılması veya ağır hasar görmesi. - Yargılamanın yapılacağı bölgede, davanın kendisinden bağımsız olarak, uzun süren bir toplumsal kargaşa, salgın hastalık veya sokağa çıkma yasağı gibi nedenlerle mahkemeye erişimin fiilen imkansız hale gelmesi. - Mahkeme heyetine veya adliye personeline yönelik, görev yapmalarını engelleyecek düzeyde ciddi ve somut tehditlerin varlığı. Bu durumda davanın nakline karar verilmesi, Anayasa m. 37'de güvence altına alınan 'tabii (kanuni) hakim' ilkesinin bir ihlali değil, tam aksine bu ilkenin işlerliğini ve 'adil yargılanma hakkı'nı sağlamaya yönelik zorunlu bir tedbirdir. Tabii hakim ilkesi, bir davanın kanunla önceden belirlenmiş bir mahkemede görülmesini güvence altına alır. Ancak bu mahkeme, fiili imkansızlıklar nedeniyle görevini yapamaz hale gelirse, yargılama süreci durur ve kişilerin hak arama özgürlüğü askıya alınmış olur. Davanın nakli, yargılamanın durmasını engelleyerek, davanın görevini yapabilecek en yakın ve uygun başka bir kanuni mahkemede devam etmesini sağlar. Bu, hakkın özünü korumak için başvurulan istisnai bir yoldur ve tabii hakim ilkesini ihlal etmek yerine, onun amaçsal olarak hayata geçirilmesini temin eder. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/ceza-muhakemesi-kanunu-19-madde-cmk/)