Türk Ceza Hukukunda, suç ve cezada kanunilik ilkesinin bir gereği olarak, kanunda açıkça düzenlenmeyen hallerde 'etkin pişmanlık' hükümlerinin uygulanması mümkün değildir. TCK'nın 'Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama' (m. 216) ve 'Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan' (m. 206) suçları için neden özel bir etkin pişmanlık düzenlemesi öngörülmemiştir? Bu durumu, suçların niteliği ve yarattığı zararın telafi edilebilirliği açısından analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #202570

Etkin pişmanlık, genellikle failin, suçun işlenmesinden sonra, neden olduğu zararı gidererek veya suçun olumsuz sonuçlarını ortadan kaldırarak pişmanlığını göstermesi halinde uygulanan bir ceza indirimi veya cezasızlık sebebidir. TCK m. 216 ve m. 206 için özel bir etkin pişmanlık düzenlemesi öngörülmemesinin temel nedenleri, bu suçların niteliği ve yarattıkları zararın mahiyeti ile ilgilidir: 1) TCK m. 216 (Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik): - Korunan Hukuki Değer: Bu suç, bireysel bir zarardan çok, 'kamu barışını' ve toplumsal huzuru bozan soyut tehlike suçudur. - Zararın Niteliği: Failin sözleri veya eylemleriyle toplumsal kesimler arasında yarattığı gerilim, kutuplaşma ve nefret ortamı, parayla veya maddi bir eylemle 'telafi edilebilir' veya 'giderilebilir' bir zarar değildir. Bir kere kamuoyuna yayılan nefret söyleminin etkisini geri almak neredeyse imkansızdır. Zararın telafisinin mümkün olmaması, etkin pişmanlık kurumunun mantığıyla bağdaşmaz. 2) TCK m. 206 (Resmi Belgede Yalan Beyan): - Korunan Hukuki Değer: Bu suçla korunan temel değer, belgelere ve dolayısıyla kamu idaresinin işlemlerine duyulan 'kamu güveni'dir. - Zararın Niteliği: Yalan beyanla bir kere sahte içerikli bir resmi belge (örn: sahte ikametgah belgesi, yanlış bilgilerle düzenlenmiş bir tutanak) oluşturulduğunda, kamu güveni sarsılmış olur. Failin sonradan gelip 'beyanım yalandı' demesi, o belgeye duyulan güvenin sarsılmasını ve belgenin potansiyel olarak yarattığı karışıklığı tam olarak telafi etmez. Zarar, belgenin düzenlendiği anda zaten oluşmuştur. Her iki suçta da, yaratılan zarar bireysel ve maddi olmaktan çok, kamusal ve manevi niteliktedir. Bu tür soyut ve toplumsal nitelikli zararların, failin sonradan yapacağı bir eylemle 'giderilmesi' mümkün olmadığından, kanun koyucu bu suçlar için özel bir etkin pişmanlık hükmü düzenlemeyi tercih etmemiştir. (Kaynak: avmehmetgenc.com/halki-kin-ve-dusmanliga-tahrik-veya-asagilama-sucu-ve-cezasi, avmehmetgenc.com/resmi-belgenin-duzenlenmesinde-yalan-beyan-sucu-ve-cezasi)