5271 sayılı CMK m. 148/4, müdafi olmadan alınan kolluk ifadesinin, şüpheli/sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamayacağını belirtir. Bu kuralın varlığına rağmen, İçişleri Bakanlığı'nın, kolluk ifade tutanaklarına 'avukat beyanlarına yer verilmemesi' yönündeki bir tavsiye kararının, bu ifadenin hukuki geçerliliği ve delil değeri üzerindeki potansiyel etkisi nedir? Böyle bir uygulama, CMK m. 148/4'ün amacını dolanma (bertaraf etme) riski taşır mı?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #202569

İçişleri Bakanlığı'nın bu yöndeki bir tavsiye kararı, CMK m. 148/4'ün varlığına rağmen, ifadenin hukuki geçerliliği ve delil değeri üzerinde ciddi olumsuz etkiler yaratma potansiyeli taşır ve kanunun amacını dolanma riski barındırır. Etkileri şunlardır: 1) Müdafiin Aktif Rolünün Engellenmesi: CMK m. 149, müdafiin sadece orada bulunmasını değil, 'hukuki yardımda bulunmasını' öngörür. Hukuki yardım, ifadenin hukuka uygunluğunu denetlemeyi, yasak usullere ve yönlendirici sorulara itiraz etmeyi içerir. Avukatın bu itirazlarının tutanağa geçirilmemesi, onun hukuki yardım görevini fiilen işlevsiz kılar ve onu pasif bir izleyici konumuna indirger. 2) İfadenin Güvenilirliğinin Zedelenmesi: Tutanak, ifadenin nasıl alındığının resmi kanıtıdır. Eğer müdafiin, ifadenin alınış şekline (örneğin baskı uygulandığına) veya soruların niteliğine dair itirazları tutanağa yansıtılmazsa, ifadenin özgür iradeyle ve hukuka uygun alındığına dair ciddi şüpheler doğar. 3) CMK m. 148/4'ün Amacını Dolanma Riski: CMK m. 148/4, müdafi yokluğunda alınan ifadenin güvensizliğini kabul eder. Müdafiin var olduğu ancak aktif rolünün engellendiği bir ifade, şeklen 'müdafili' gibi görünse de, maddi olarak müdafiin koruyucu fonksiyonundan yoksundur. Sanık, mahkemede 'Avukatım oradaydı ama itirazlarıma izin verilmedi, tutanağa geçirilmedi, baskı altında ifade verdim' dediğinde, tutanakta müdafiin hiçbir beyanının olmaması, sanığın bu iddiasını zayıflatmak için kullanılabilir. Bu durum, kanunun aradığı 'etkin müdafi yardımı' güvencesini şekli bir varlığa indirgeyerek, CMK m. 148/4'ün koruyucu amacını dolanma riski taşır. Sonuç olarak, böyle bir uygulama ifadenin 'hukuka aykırı delil' niteliğini pekiştirir ve mahkeme huzurunda doğrulanmadığı sürece hükme esas alınmasını daha da sorunlu hale getirir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/mudafiin-suphelinin-kolluk-ifadesine-aktif-katilma-ve-beyanda-bulunma-yetkisinin-engellenmesi)