Türk Medeni Kanunu'nun 314. maddesi, evlat edinenin evlatlığa 'yeni bir ad verebileceğini' düzenler. Bu isim değişikliği işlemi, evlat edinme kararının kesinleşmesiyle kendiliğinden mi gerçekleşir, yoksa ayrı bir hukuki prosedür mü gerektirir? Bu prosedürün, TMK m. 27'deki genel isim değiştirme davasından farkı nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #202567

Evlat edinilen çocuğa yeni bir ad verilmesi, evlat edinme kararının kesinleşmesiyle kendiliğinden gerçekleşmez; ayrı bir hukuki prosedür gerektirir. Ancak bu prosedür, TMK m. 27'deki genel isim değiştirme davasından daha farklı ve kolaylaştırılmış bir nitelik taşır. Aradaki farklar şunlardır: 1) Hukuki Dayanak ve Sebep: - Genel İsim Değiştirme (TMK m. 27): Bu dava için 'haklı bir sebebin' varlığı ve bu sebebin mahkeme önünde ispatlanması zorunludur. Mahkeme, talebin haklı olup olmadığını takdir eder. - Evlatlıkta İsim Değiştirme (TMK m. 314): Bu durumda, isim değişikliği için 'haklı sebep' aranmaz. Kanun, evlat edinme olgusunun kendisini, isim değişikliği için yeterli bir sebep olarak kabul etmiştir. Evlat edinenin bu yöndeki talebi yeterlidir. Kanunun amacı, çocuğun yeni ailesiyle tam bir bütünleşme sağlamasına ve yeni bir kimlik kazanmasına olanak tanımaktır. 2) Prosedür: Her ne kadar haklı sebep aranmasa da, metinde de belirtildiği gibi, isim değişikliği yine de bir 'mahkeme kararı' gerektirir. Evlat edinen, evlat edinme kararından sonra, TMK m. 27'ye göre bir dava açarak çocuğun adının değiştirilmesini talep etmelidir. Ancak bu davada, sadece evlat edinme ilişkisinin varlığını kanıtlaması yeterli olacak, bunun dışında bir 'haklı sebep' ispatlama yükümlülüğü altında olmayacaktır. Mahkeme, talebi bu çerçevede değerlendirerek daha kolay bir şekilde kabul kararı verecektir. Ayrıca, eğer çocuk ayırt etme gücüne sahip bir yaştaysa (genellikle 6-8 yaş üstü), mahkeme onun da görüşünü alacaktır. (Kaynak: www.mesudebusrakucuk.av.tr/ad-soyad-degisikligi-davasi-kisiler-hukuku/)