CMK m. 147'de sayılan şüpheli veya sanığın hakları arasında müdafiden yararlanma hakkı da bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesi'nin 2020/14769 başvuru numaralı kararında, mahkemenin sanığa bu hakkı hatırlatırken 'zorunlu müdafilik dışındaki avukat talebinde ileride haksız çıkması halinde tarifede belirtilen miktarın yargılama gideri olarak kendisinden alınacağı' şeklinde bir bildirimde bulunmasını neden 'etkin bir hatırlatma' olarak kabul etmemiştir? Bu tür bir bildirimin, sanığın müdafi yardımından yararlanma hakkı üzerinde 'caydırıcı bir etki' yaratma potansiyelini tartışınız.
Anayasa Mahkemesi'nin anılan kararında, mahkemenin bu şekilde bir bildirimde bulunmasını etkin bir hatırlatma olarak kabul etmemesinin temel nedenleri şunlardır: 1) Hakkın Pozitif Yönünün Göz Ardı Edilmesi: Müdafiden yararlanma hakkının hatırlatılması, sanığa bu hakkın ne anlama geldiği, savunmasına ne gibi katkılar sunacağı gibi pozitif yönlerinin anlatılmasını gerektirir. Mahkemenin bildirimi ise, hakkın kendisine odaklanmak yerine, hakkın kullanılmasının olası 'olumsuz mali sonuçlarına' vurgu yapmaktadır. Bu, bir hak hatırlatmasından çok, bir 'mali uyarı' niteliğindedir. 2) Caydırıcı Etki (Chilling Effect): Sanığa, özellikle yargılamanın başında, henüz suçluluğu sabit değilken, avukat talep etmesi halinde ileride bir borçla karşılaşabileceğinin söylenmesi, onun bu hakkı kullanmaktan çekinmesine neden olabilir. Özellikle ekonomik durumu iyi olmayan bir sanık, ileride yargılama gideri ödeme riskiyle karşılaşmamak için, aslında ihtiyaç duyduğu hukuki yardımdan feragat etme yolunu seçebilir. Bu durum, hakkın kullanımı üzerinde 'caydırıcı bir etki' (chilling effect) yaratır ve hakkın özünü zedeler. 3) Yetersiz ve Yanlış Bilgilendirme: Bildirim, sanığın eğer maddi gücü yoksa barodan ücretsiz avukat talep edebileceği (adli yardım/zorunlu müdafilik) gibi önemli bir bilgiyi içermemektedir. Sadece 'haksız çıkarsan ödersin' demek, sanığı eksik ve potansiyel olarak yanlış yönlendirmektir. Etkin bir hatırlatma, sanığa tüm seçeneklerini (kendi avukatını tutma, barodan talep etme) ve bunların sonuçlarını açık, net ve caydırıcı olmayan bir dille anlatmayı gerektirir. AYM, bu nedenlerle yapılan bildirimin Anayasa m. 36'daki adil yargılanma hakkı kapsamındaki müdafi yardımından yararlanma hakkını ihlal ettiğine karar vermiştir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/mudafi-nedir-mudafi-ile-vekil-avukatin-farki-nedir.html)