5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 4. maddesi, 'Mahkûmiyet hükümleri kesinleşmedikçe infaz olunamaz.' ilkesini getirmiştir. Bu ilkenin, 6284 sayılı Kanun uyarınca verilen 'zorlama hapsi' kararları açısından uygulanabilirliğini, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2014/17763 E., 2015/3728 K. sayılı kararı temelinde tartışınız. Zorlama hapsi kararı, verildiği anda kesin midir, yoksa infazı için kanun yolunun tüketilmesi mi gerekir?
Zorlama hapsi, bir ceza hukuku mahkûmiyeti olmaktan ziyade, bir idari veya hukuki yükümlülüğün yerine getirilmesini sağlamak amacıyla uygulanan bir 'tedbir' niteliğindedir. Ancak hürriyeti kısıtlayıcı bir sonuç doğurduğu için, infazı konusunda ceza infaz hukukunun temel ilkelerine tabi olması gerekir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin anılan kararında, bu ilke açıkça ortaya konulmuştur. 6284 sayılı Kanun'un 9. maddesi, Aile Mahkemesi hâkimi tarafından verilen tedbir kararlarına karşı iki hafta içinde 'itiraz' edilebileceğini ve itiraz merciinin vereceği kararın 'kesin' olacağını düzenlemiştir. Bu, zorlama hapsi kararının, verildiği anda kesin olmadığı, itiraza tabi olduğu anlamına gelir. 5275 sayılı Kanun'un 4. maddesindeki 'kesinleşmedikçe infaz olunamaz' ilkesi, kıyasen zorlama hapsi gibi hürriyeti bağlayıcı tüm tedbirler için de geçerlidir. Yargıtay kararında da, zorlama hapsi kararının itiraza tabi olduğu, dolayısıyla kesinleşme işleminin bu itiraz sürecinin tamamlanmasından sonra yapılması gerektiği vurgulanmıştır. İlk derece mahkemesinin, kararın kesinleşmediği yönündeki itirazı reddetmesi hukuka aykırı bulunmuştur. Sonuç olarak, zorlama hapsi kararı verildiği anda kesin değildir. İnfaz edilebilmesi için, 6284 sayılı Kanun'da öngörülen itiraz süresinin dolması veya itiraz üzerine merci tarafından verilen kararın tebliğ edilerek hükmün 'kesinleşmesi' gerekir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/infaz-kanunu-madde-4-infazin-kosulu.html)