Ceza davalarında, şüpheli veya sanığın ekonomik durumunun özel bir avukat tutmaya elverişli olmaması halinde, CMK uyarınca kendisine 'zorunlu müdafi' atanması mümkündür. Bu şekilde atanan müdafiin (baro tarafından görevlendirilen avukat) yetki ve sorumlulukları ile şüpheli/sanığın kendi seçtiği özel müdafiin yetki ve sorumlulukları arasında bir fark var mıdır? Zorunlu müdafi, sürecin hangi aşamasına kadar görev yapmakla yükümlüdür?
Hayır, CMK uyarınca atanan 'zorunlu müdafi' ile şüphelinin/sanığın vekaletname ile görevlendirdiği 'seçilmiş (özel) müdafi' arasında yetki ve sorumluluklar açısından hiçbir fark yoktur. Her iki müdafi de aynı haklara (dosyayı inceleme, ifade ve sorguda hazır bulunma, delil sunma, kanun yollarına başvurma vb.) ve aynı yükümlülüklere (görevi özenle yerine getirme, sır saklama vb.) sahiptir. Atanma şekli, müdafiin statüsünü veya görevini etkilemez. Zorunlu müdafilik kurumu, savunma hakkının ve silahların eşitliği ilkesinin bir gereği olarak, avukat tutma imkanı olmayan kişilerin de etkin bir hukuki yardımdan faydalanmasını sağlamayı amaçlar. Metinde de belirtildiği gibi, zorunlu müdafi, sadece tek bir işlem için (örneğin sadece ifadeye girmek için) atanmaz. Görevi, soruşturma veya kovuşturma evresinin sonuna kadar devam eder. Bu, 'sürecin sonuna kadar sanık adına gerekli hukuki işlemleri ve itirazları yapar' ifadesiyle de vurgulanmıştır. Yani, zorunlu müdafi, soruşturma aşamasında atanmışsa iddianame düzenlenene kadar; kovuşturma aşamasında atanmışsa hüküm kesinleşene kadar görevine devam etmekle yükümlüdür. İstinaf ve temyiz dilekçelerini hazırlamak ve sunmak da bu görevin kapsamındadır. (Kaynak: avukaterdemozkan.com/blog/bursa-ceza-avukati/)