Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 2020/1073 E., 2020/2353 K. sayılı kararında, idari yönden kesinleşmiş bir disiplin cezasının (aylıktan kesme), sonradan Yüksek Disiplin Kurulu tarafından 'iptal edilerek' daha ağır bir ceza olan 'sözleşmenin feshi' cezası verilmesini neden hukuka aykırı bulmuştur? Bu kararı, 'kesinleşmiş idari işlem' ilkesi ve 'disiplin cezalarının geri alınmazlığı' kuralı açısından analiz ediniz.
DİDDGK'nın anılan kararı, idare hukukunun temel ilkelerinden olan 'idari işlemlerin kesinliği' ve 'kazanılmış haklara saygı' ilkelerinin disiplin hukukundaki önemli bir yansımasıdır. Kararın hukuka aykırı bulunmasının temel nedenleri şunlardır: 1) Disiplin Cezasının Kesinleşmesi: Davacıya verilen aylıktan kesme cezası, tebliğ edilmiş ve 657 sayılı DMK m. 135'te öngörülen 7 günlük itiraz süresi içinde itiraz edilmeyerek idari yönden 'kesinleşmiştir'. Kesinleşen bir idari işlem, idare açısından da bağlayıcıdır ve kural olarak geri alınamaz. 2) Disiplin Cezalarının Geri Alınmazlığı: Diğer idari işlemlerden farklı olarak, disiplin cezaları niteliği gereği daha sıkı şekil şartlarına tabidir. Kesinleşmiş bir disiplin cezası, ancak üç yolla ortadan kalkabilir: a) Bir yasama tasarrufu (disiplin affı kanunu), b) Bir yargı kararı (iptal kararı), c) Kanunda öngörülen özel haller (DMK m. 133'e göre sicilden silinme). Bunların dışında, idarenin kendi verdiği ve kesinleşen bir disiplin cezasını, 'hata yaptım' diyerek tek taraflı iradesiyle geri alıp, aynı fiil için yeniden ve daha ağır bir ceza verme yetkisi yoktur. 3) Non Bis in Idem (Aynı Fiilden İki Kez Cezalandırılmama) İlkesi: İdarenin bu eylemi, disiplin hukukundaki 'non bis in idem' ilkesinin de ihlali anlamına gelir. Memur, aynı fiilden dolayı bir kez cezalandırılmış ve bu ceza kesinleşmiştir. İdarenin bu dosyayı yeniden ele alıp daha ağır bir ceza vermesi, aynı fiilden dolayı ikinci kez ve daha ağır bir yaptırım uygulamasıdır. Yüksek Disiplin Kurulu, yetkili amirin verdiği cezanın yetkisini aştığını düşünüyorsa bile, kesinleşmiş bir işlemi iptal etme yetkisine sahip değildir. Bu durum, hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik ilkelerini temelden sarsar. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/devlet-memurlari-kanunu-135-madde-dmk/)