Boşanma davalarında HTS (Historical Traffic Search) kayıtlarının delil olarak kullanılmasının amacı ve hukuki sınırı nedir? Mahkeme, HTS kayıtları ile telefon görüşmelerinin veya mesajların 'içeriğine' ulaşabilir mi? Bu kayıtlar, boşanma davasında özellikle hangi iddianın (örneğin, sadakatsizlik) ispatında dolaylı delil olarak önem kazanır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #202551

Boşanma davalarında HTS kayıtlarının delil olarak kullanılmasının temel amacı, eşlerden birinin, iddia edilen kişi veya kişilerle olan iletişiminin yoğunluğunu, sıklığını, zamanını ve süresini ortaya koymaktır. Hukuki sınırı ise şudur: Mahkeme, ilgili GSM operatöründen HTS kayıtlarını (arama, SMS, data trafiği dökümü) isteyebilir ancak bu kayıtlar hiçbir şekilde görüşmelerin veya mesajların 'içeriğini' göstermez. Yani, kimin kiminle, ne zaman ve ne kadar süreyle konuştuğu veya mesajlaştığı görülebilir, ancak ne konuşulduğu veya ne yazıldığı görülemez. Bu, haberleşmenin gizliliği (Anayasa m. 22) ilkesinin bir gereğidir. HTS kayıtları, bu nedenle bir 'doğrudan delil' değil, 'dolaylı delil' veya 'emare' niteliğindedir. Bu kayıtlar, özellikle 'sadakatsizlik' (zina veya evlilik birliğinin temelden sarsılması) iddiasının ispatında büyük önem kazanır. Örneğin, bir eşin, belirli bir üçüncü kişiyle, hayatın olağan akışına aykırı bir şekilde, gece geç saatlerde, çok sık ve uzun süreli telefon görüşmeleri yaptığının HTS kayıtlarıyla ispatlanması, diğer delillerle (tanık beyanları, otel kayıtları vb.) birleştiğinde, mahkemede sadakatsizliğin varlığı yönünde güçlü bir kanaat oluşturabilir. Tek başına HTS kayıtları mahkumiyet için yeterli olmasa da, diğer delilleri destekleyen çok önemli bir ispat aracıdır. (Kaynak: oner.av.tr/bosanma-davasinda-delil/)