İYUK m. 27/2, 'uygulanmasıyla etkisi tükenecek' idari işlemler için, davalı idarenin savunması alınmadan da yürütmenin durdurulması kararı verilebileceğini düzenler. Bu kuralın uygulanmadığı ve mahkemenin, etkisi tükenecek bir işlem (örneğin, bir öğrencinin final sınavına alınmaması kararı) için idarenin savunmasını beklediği bir senaryoda, yargılama sonunda işlemin iptaline karar verilse dahi, davacının 'etkin başvuru hakkı' (Anayasa m. 40) nasıl ihlal edilmiş olur? Bu durumu, kararın 'pratik etkililiği' açısından değerlendiriniz.
Bu senaryoda, yargılama sonunda işlemin iptaline karar verilmesi, davacıya sadece teorik bir hak teslimi anlamına gelir ve 'etkin başvuru hakkı'nın özünü ihlal eder. 'Etkin başvuru hakkı', sadece bir yargı merciine başvurabilme imkanını değil, aynı zamanda bu başvurunun, uğranılan hak ihlalini giderebilecek pratik bir sonuç doğurma potansiyeline sahip olmasını da gerektirir. 'Uygulanmasıyla etkisi tükenecek' işlemlerin niteliği, geri döndürülemez sonuçlar doğurmalarıdır. Örnekteki gibi, final sınavına alınmayan öğrenci için, mahkeme idarenin savunmasını (genellikle 30 gün) bekleyip, yargılama sonunda (aylar sonra) 'sınava alınmama işlemi hukuka aykırıdır' diye bir iptal kararı verse bile, bu kararın pratik bir anlamı kalmamıştır. Sınav yapılmış, notlar verilmiş ve dönem bitmiştir. Kararın 'pratik etkililiği' (practical effectiveness) ortadan kalkmıştır. Yargı yolu, hakkı fiilen iade etmek yerine, sadece bir tespitten ibaret kalmıştır. İYUK m. 27/2'nin varlık nedeni, tam da bu tür durumları önlemektir. Mahkemenin, telafisi imkansız zararın doğmasını engellemek için derhal bir tedbir (YD) kararı vererek, yargısal başvuruyu daha en başından 'etkin' hale getirmesi gerekir. Savunmayı beklemek, bu durumda yargısal korumayı işlevsiz kılmak ve etkin başvuru hakkını ihlal etmek anlamına gelir. (Kaynak: avmehmetgenc.com/yurutmenin-durdurulmasi-sartlari-ve-itiraz)