İdari yargıda 'taleple bağlılık ilkesi' gereği mahkeme, davacının talebinden fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Danıştay 7. Dairesi'nin 2002/2588 E., 2005/254 K. sayılı kararında, davacının sadece 'para cezası kararının iptali' istemiyle dava açmasına rağmen, mahkemenin bu cezanın dayanağı olan 'katma değer vergisi ek tahakkukunu' da iptal etmesini neden hukuka aykırı bulmuştur? Vergi ve cezanın ayrı ayrı dava konusu edilebilirliği açısından durumu analiz ediniz.
Danıştay 7. Dairesi'nin anılan kararı, idari yargıdaki 'taleple bağlılık ilkesi'nin (İYUK m. 2/1-a) katı bir şekilde uygulanması gerektiğini göstermektedir. Kararın hukuka aykırı bulunmasının nedenleri şunlardır: 1) Talebin Aşılması: Davacı, dava dilekçesinde talebini açıkça 'para cezası kesilmesine dair karara vaki itirazın reddine ilişkin işlemin iptali' olarak sınırlandırmıştır. Mahkeme, bu talebin dışına çıkarak, dava konusu yapılmayan 'katma değer vergisi ek tahakkuku' hakkında da bir karar vermiş ve onu da iptal etmiştir. Bu, taleple bağlılık ilkesinin açık bir ihlalidir. 2) Vergi Aslı ile Cezanın Ayrı Hukuki Varlıklar Olması: Vergi hukukunda, vergi aslı (tahakkuk) ile buna bağlı olarak kesilen vergi ziyaı cezası, hukuken iki ayrı idari işlemdir. Her ne kadar ceza, vergi aslına bağlı olsa da, mükellef bunlardan sadece birine veya her ikisine birden dava açma hakkına sahiptir. Davacı, vergi aslını kabul edip sadece cezanın hukuka aykırı olduğunu düşünebilir ve davasını bu şekilde sınırlayabilir. Somut olayda da davacı, vergi tahakkukuna karşı yasal süresi içinde itiraz etmeyerek veya dava açmayarak onu zımnen kesinleştirmiş, sadece cezaya karşı hukuki yollara başvurmuştur. Mahkemenin, davacının dava konusu yapmadığı ve idari olarak kesinleşmiş bir işlemi resen inceleyip iptal etme yetkisi yoktur. Bu, hem taleple bağlılık ilkesine hem de idari işlemlerin kesinliği ilkesine aykırıdır. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/idari-yargilama-usulu-kanunu-16-madde-iyuk/)