Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2020/17273 K. sayılı kararında, sanığın kavga sırasında katılana hitaben sarf ettiği küfürlü bir sözü, neden TCK m. 216/2'de düzenlenen 'halkın bir kesimini aşağılama' suçu kapsamında değil, 'sövme' (hakaret) suçu kapsamında değerlendirmiştir? TCK m. 216/2'nin oluşması için gereken 'halkın bir kesimi' kavramının ve 'aşağılama' fiilinin, kişiye yönelik hakaretten farkını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #202541

Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin ilgili kararı, iki suç tipi arasındaki temel ayrımı netleştirmektedir. TCK m. 216/2'de düzenlenen 'halkın, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak bir kesimini, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılama' suçunun oluşabilmesi için fiilin belirli unsurları taşıması gerekir: 1) Suçun Konusu: Fiilin muhatabı, belirli bir kişi değil, kanunda sayılan özelliklere (din, ırk, mezhep vb.) sahip, soyut ve genel bir 'halk kesimi' olmalıdır. Hedef, o gruba mensup herkesi kapsayan kolektif bir kimliktir. 2) Fiilin Niteliği: 'Aşağılama' fiili, o kesimin sosyal onurunu, değerini ve saygınlığını toplum nezdinde küçük düşürmeye yönelik genel bir eylem olmalıdır. Buna karşılık, 'sövme' olarak da bilinen hakaret suçu (TCK m. 125), belirli bir kişinin onur, şeref ve saygınlığını hedef alır. Muhatap, somut bir bireydir. Yargıtay'ın kararında, sanığın sözleri bir kavga sırasında ve doğrudan doğruya 'katılanın şahsına hitaben' söylenmiştir. Eylemin hedefi, bir grubun kolektif kimliği değil, o an karşısında bulunan somut bir kişidir. Bu nedenle fiil, genel ve soyut bir halk kesimini aşağılama niteliğinde olmayıp, kişiye yönelik bir sövme (hakaret) niteliğindedir. Dolayısıyla mahkeme, suçun konusunu ve muhatabını yanlış değerlendirerek suç vasfında hataya düşmüştür. Doğru niteleme hakaret suçu olmalıdır. (Kaynak: avmehmetgenc.com/halki-kin-ve-dusmanliga-tahrik-veya-asagilama-sucu-ve-cezasi)