Aile konutu nedeniyle tapu iptal ve tescil davaları, mülkiyet hakkına (ayni hak) ilişkin olmaları nedeniyle kural olarak zamanaşımına tabi değilken, metinde 'olağan zamanaşımı süresi' olarak 10 yıllık bir süreden bahsedilmektedir. Bu 10 yıllık sürenin hukuki niteliği nedir ve hangi koşullarda uygulanır? Bu durumu, TMK m. 712'de düzenlenen 'olağan zamanaşımıyla kazanma' (kazandırıcı zamanaşımı) kurumu ve 'iyiniyetli üçüncü kişi' kavramı üzerinden açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #202531

Metinde bahsedilen 10 yıllık süre, aslında bir dava zamanaşımı süresi değil, TMK m. 712'de düzenlenen 'olağan zamanaşımıyla mülkiyetin kazanılması' (kazandırıcı zamanaşımı) süresidir. Bu iki kavram arasındaki fark önemlidir: - Dava Zamanaşımı: Bir hakkın, kanunda belirtilen süre içinde dava yoluyla talep edilmemesi halinde, o hakkın dava edilebilirliğini ortadan kaldıran bir savunma nedenidir. - Kazandırıcı Zamanaşımı: Bir kişinin, kanunda öngörülen şartlarla ve süreyle bir malı zilyetliğinde bulundurması sonucu, o malın mülkiyetini kazanmasıdır. Aile konutu nedeniyle tapu iptali davası, mülkiyet hakkına dayandığı için kural olarak zamanaşımına uğramaz. Ancak, bu kuralın bir istisnası, taşınmazı devralan üçüncü kişinin korunması durumunda ortaya çıkar. TMK m. 712'ye göre, geçerli bir hukuki sebep olmaksızın tapu kütüğüne malik olarak yazılan bir kişi, o taşınmazı 'davasız ve aralıksız olarak on yıl süreyle ve iyiniyetle' zilyetliğinde bulundurursa, o taşınmazın mülkiyetini kazanır. Aile konutu bağlamında bu durum şöyle işler: Eğer tapuda aile konutu şerhi yoksa ve taşınmazı devralan üçüncü kişi 'iyiniyetli' ise (yani konutun aile konutu olduğunu bilmiyor ve bilebilecek durumda değilse), bu üçüncü kişi tapu kaydına güvendiği için korunur. Bu iyiniyetli üçüncü kişi, taşınmazı tapuda kendi adına tescil ettirdikten sonra 10 yıl boyunca davasız ve aralıksız bir şekilde malik olarak elinde tutarsa, 10 yılın sonunda mülkiyeti kesin olarak kazanır. Bu noktadan sonra, rızası alınmayan eş, artık tapu iptal ve tescil davası açamaz. Dolayısıyla, metindeki 10 yıllık süre, davanın zamanaşımına uğraması değil, davaya konu mülkiyet hakkının iyiniyetli üçüncü kişi lehine sona ermesidir. (Kaynak: oner.av.tr/aile-konutu-nedeniyle-tapu-iptal-ve-tescil-davasi/)