Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen TCK m. 220/6 hükmü yerine, metinde önerilen 'örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen fail hakkında, işlediği suça göre tayin edilecek cezanın artırılması' şeklindeki düzenlemenin, AYM'nin iptal gerekçesi olan 'belirlilik' ve 'öngörülebilirlik' sorunlarını çözüp çözemeyeceğini kritik bir şekilde değerlendiriniz. Bu önerinin, Terörle Mücadele Kanunu m. 5'teki ceza artırım mekanizmasıyla benzerlik ve farklılıkları nelerdir?
Önerilen 'ceza artırımı' modeli, Anayasa Mahkemesi'nin iptal gerekçelerini kısmen karşılayabilir ancak temel sorunu tam olarak çözmeyebilir. Olumlu Yönü: Bu model, kişiyi işlemediği bir suç olan 'örgüt üyeliği'nden değil, bizzat işlediği suçtan dolayı daha ağır cezalandırır. Bu, ceza sorumluluğunun şahsiliği ve fiil-ceza orantısı açısından daha isabetlidir. İptal edilen hükümdeki gibi iki ayrı suçtan (işlenen suç + örgüt üyeliği) cezalandırma yerine, tek fiil üzerinden bir ağırlaştırıcı neden uygulanır. Belirlilik Sorunu: Ancak, bu model de 'örgüt adına suç işleme' kavramının belirsizliği sorununu tam olarak ortadan kaldırmaz. Bir eylemin 'örgüt adına' işlendiğinin kriterleri yine kanunda açıkça tanımlanmadığı sürece, belirlilik ve öngörülebilirlik sorunu devam edecektir. Yargı yine geniş bir takdir yetkisine sahip olacak ve kişi, işlediği adi bir suçun cezasının 'örgüt adına' yorumuyla artırılıp artırılmayacağını öngöremeyecektir. TMK m. 5 ile Karşılaştırma: TMK m. 5, cezayı artırılacak suçları m. 3 ve m. 4'te açıkça sayarak daha belirli bir çerçeve çizer. Öneri, bu şekilde spesifik suçları listelemediği sürece TMK m. 5'e göre daha belirsiz kalacaktır. Sonuç olarak öneri, 'çifte cezalandırma' sorununu çözse de, temel kavram olan 'örgüt adına' fiilinin tanımı netleştirilmediği müddetçe AYM'nin işaret ettiği belirlilik ve öngörülebilirlik sorunlarını tamamen gidermekte yetersiz kalabilir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/iptal-edilen-TCK-m.220/6-yerine-ne-gelebilir)