TCK m. 216 kapsamında 'Halkı kin ve düşmanlığa tahrik' suçu şikayete tabi bir suç değildir ve savcılık tarafından re'sen soruşturulur. Bu suçun uzlaşma kapsamında olmamasının ve mağdurun şikayetten vazgeçmesinin davayı düşürmemesinin hukuki gerekçesi nedir? Bu durumu, suçla korunan hukuki değerin niteliği üzerinden açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #202523

TCK m. 216'daki suçun şikayete tabi olmaması, uzlaşma kapsamında yer almaması ve mağdurun vazgeçmesinin davayı düşürmemesinin temel hukuki gerekçesi, suçla korunan hukuki değerin niteliğidir. Bu suç, bireysel bir menfaati değil, 'kamu barışını' ve 'toplumsal huzuru' korumayı amaçlar. Suçun mağduru, aşağılanan veya aleyhine tahrikte bulunulan belirli bir grup veya kişi gibi görünse de, asıl mağdur toplumun kendisidir. Çünkü bu tür eylemler, toplumsal kesimler arasında gerilim, çatışma ve kutuplaşma yaratarak genel kamu düzenini ve barışını tehdit eder. Şikayet, uzlaşma ve şikayetten vazgeçme gibi kurumlar, genellikle mağdurunun belirli bir kişi olduğu ve ihlal edilen menfaatin bireysel nitelik taşıdığı suçlarda (örneğin malvarlığına karşı suçların basit halleri, hakaret vb.) öngörülmüştür. Bu kurumlarda, mağdurun iradesine, uyuşmazlığı ceza yargılaması dışına taşıma veya davayı sona erdirme yetkisi tanınır. Ancak korunan menfaat kamusal nitelikte olduğunda, bireylerin (mağdurların) iradesiyle kamu davasının başlatılmasına veya sonlandırılmasına izin verilmez. Savcılık, kamu adına hareket ederek, herhangi bir şikayet olmasa dahi soruşturma başlatmak ve dava açmakla yükümlüdür. Bu nedenle, halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçunda, suçtan etkilenen kişiler şikayetçi olmasa veya sonradan şikayetinden vazgeçse bile, kamu davası devam eder. (Kaynak: avmehmetgenc.com/halki-kin-ve-dusmanliga-tahrik-veya-asagilama-sucu-ve-cezasi)