Kira tespit davalarında kural olarak faiz talep edilemez ve mahkeme faize hükmedemez. Bu kuralın hukuki gerekçesi nedir? Bu durumu, bir alacak davası ile tespit davası arasındaki temel nitelik farkı üzerinden açıklayınız.
Kira tespit davalarında faiz istenememesinin ve mahkemenin faize hükmedememesinin temel hukuki gerekçesi, bu davanın niteliğinden kaynaklanmaktadır. Bir dava, niteliği itibarıyla ya 'eda davası' ya 'tespit davası' ya da 'inşai (yenilik doğuran) dava'dır. - Eda Davası: Davalının bir şeyi vermeye, yapmaya veya yapmamaya mahkum edilmesinin istendiği davalardır. Para alacağı davaları tipik birer eda davasıdır. Bu davalarda, borçlunun temerrüde düşmesi halinde alacaklı, anapara ile birlikte temerrüt faizi de talep edebilir. - Tespit Davası: Bir hukuki ilişkinin varlığının veya yokluğunun ya da bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesinin istendiği davalardır. Bu davalar, bir mahkumiyet (eda) hükmü içermez, sadece mevcut bir durumu saptar. Kira tespit davası, özü itibarıyla bir 'tespit davası'dır. Bu davada mahkemeden, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan yeni dönem kira bedelinin 'ne olması gerektiğinin' tespit edilmesi istenir. Dava, geçmişe dönük birikmiş bir kira alacağının tahsilini değil, geleceğe yönelik bir kira bedelinin belirlenmesini amaçlar. Ortada henüz muaccel olmuş ve ödenmemiş bir borç (anapara) bulunmadığı için, bu borcun gecikme faizinden (temerrüt faizi) de söz edilemez. Mahkemenin kararı, yeni kira bedelini belirleyen inşai bir nitelik de taşır. Ancak bu karar kesinleşmeden bir alacak doğmaz. Kiracı, tespit edilen yeni bedeli ödemede gecikirse, ancak o zaman bu yeni bedel üzerinden temerrüt faizi işleyebilir ve bu faiz ayrı bir dava veya takip konusu yapılabilir. (Kaynak: calinokcuhukuk.com/kira-tespit-davasi/)