18 yaşından küçük bir çocuğun isminin değiştirilmesi davasında, TMK'daki velayet hükümleri ve çocuğun üstün yararı ilkesi gereği hangi usuli şartların yerine getirilmesi zorunludur? Anne ve babanın bu süreçteki rolü nedir ve belirli bir yaşın üzerindeki çocuğun görüşünün alınmasının hukuki önemi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #202515

18 yaşından küçük (ergin olmayan) bir çocuğun isminin değiştirilmesi davası, çocuğun kişiliğine sıkı sıkıya bağlı bir hak kullanımı olduğundan özel usuli şartlara tabidir. Bu şartlar şunlardır: 1) Anne ve Babanın Birlikte Dava Açması/İzin Vermesi: Velayet hakkı evlilik birliği içinde anne ve baba tarafından birlikte kullanılır (TMK m. 336). Bu nedenle, çocuğun isminin değiştirilmesi gibi önemli bir konuda anne ve babanın birlikte hareket etmesi gerekir. Dava, anne ve baba tarafından birlikte açılmalı veya biri tarafından açılıp diğerinin davaya muvafakat etmesi sağlanmalıdır. Anne ve babanın davaya taraf olarak eklenmesi zorunludur. 2) Çocuğun Dinlenilmesi: Yargısal uygulamada ve uluslararası sözleşmelerde (örn: BM Çocuk Hakları Sözleşmesi) kabul edildiği üzere, idrak (anlama) yaşına gelmiş çocukların kendilerini ilgilendiren konularda görüşlerinin alınması zorunludur. Yargıtay, genellikle 8 yaş ve üzerindeki çocukların dinlenmesi gerektiğini kabul etmektedir. Çocuğun isminin değiştirilmesi doğrudan onun kişiliğini etkilediğinden, hâkim, çocuğun bu değişikliği isteyip istemediği, yeni isim hakkındaki düşünceleri gibi konularda onun görüşünü almalı ve kararını verirken bu görüşü 'çocuğun üstün yararı' ilkesi çerçevesinde öncelikli olarak dikkate almalıdır. Ancak çocuğun görüşü tek başına bağlayıcı değildir; hâkim nihai kararı tüm koşulları değerlendirerek verir. 3) Haklı Sebebin Varlığı: Yetişkinlerde olduğu gibi, çocukların isim değişikliği için de haklı bir sebebin varlığı ve ispatı gereklidir. (Kaynak: www.mesudebusrakucuk.av.tr/ad-soyad-degisikligi-davasi-kisiler-hukuku/)