TCK m. 156'da düzenlenen 'Bedelsiz Senedi Kullanma' suçu, şikâyete tabi ve uzlaşma kapsamında bir suçtur. Bu suçun manevi unsuru 'genel kast'tır. Failin, kullandığı senedin bedelsiz kaldığını 'bilmesi' gerekmektedir. Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 2016/48 sayılı kararında, senedin bedelsiz kaldığına dair iddianın tanıkla ispat edilemeyeceği ve yazılı delil gerektiği vurgulanmıştır. Bu ispat kuralının, suçun manevi unsurunun (kastın) oluşup oluşmadığının tespitindeki rolünü ve 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesiyle ilişkisini tartışınız.
TCK m. 156'daki suçun manevi unsuru, failin senedin bedelsiz kaldığını bilerek ve isteyerek kullanmasıdır. Bu 'bilme' unsurunun, yani kastın, şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatı gerekir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda senede karşı ileri sürülen iddiaların yine senetle (yazılı delille) ispat edilmesi kuralı (HMK m. 201) ceza yargılamasında doğrudan geçerli olmasa da, Yargıtay kararlarında (örneğin 15. CD, 2016/48 K.), özellikle bu suç tipinde, senedin bedelsiz kaldığına dair iddianın inandırıcılığı açısından yazılı delil aranmaktadır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'na (24.03.1989, 1988/1-1989/2) da atıf yapılan bu yaklaşımın sebebi, ticari hayattaki güveni ve senetlerin ispat gücünü korumaktır. Bu durum, suçun manevi unsurunun tespiti açısından kritik bir rol oynar. Eğer müşteki, senedin bedelini ödediğini veya senedin bedelsiz kaldığını yazılı bir delille (makbuz, dekont, ibraname vb.) ispatlayamıyorsa ve sanık da alacaklı olduğunu iddia ediyorsa, sanığın senedin bedelsiz kaldığını 'bildiği' konusunda makul bir şüphe ortaya çıkar. Ceza yargılamasının temel ilkesi olan 'in dubio pro reo' (şüpheden sanık yararlanır) gereğince, sanığın kastının varlığı kesin olarak ispatlanamadığı için beraat kararı verilmesi gerekir. Kısacası, hukuki ilişkinin temelindeki borcun ödendiğine dair yazılı delil eksikliği, ceza hukuku alanında sanığın kastının ispatını zorlaştırır ve genellikle şüphenin sanık lehine yorumlanması sonucunu doğurur. (Kaynak: avmehmetgenc.com/bedelsiz-senedi-kullanma-sucu-ve-cezasi)