Boşanma davalarında, HMK m. 145, 'tarafların kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremeyeceğini' ancak bunun istisnaları olduğunu belirtir. Bu istisnalar 'yargılamayı geciktirme amacı taşımama' ve 'süresinde ileri sürülememesinin ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmaması'dır. Bu iki şartın birlikte mi yoksa ayrı ayrı mı aranması gerektiği doktrinde tartışmalıdır. Yargıtay'ın genel yaklaşımını ve bu istisnanın 'adil yargılanma hakkı' ve 'usul ekonomisi ilkesi' arasındaki dengeyi nasıl kurduğunu analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #202503

HMK m. 145'te düzenlenen sonradan delil gösterme yasağının istisnaları, usul hukukunda önemli bir tartışma konusudur. Kanun metnindeki 'veya' bağlacı, şartların alternatif olduğunu, yani birinin varlığının yeterli olduğunu düşündürse de, Yargıtay uygulaması ve doktrindeki baskın görüş, bu iki şartın amaçsal olarak birlikte ve birbiriyle bağlantılı yorumlanması gerektiği yönündedir. Yargıtay, genellikle şu dengeyi kurmaktadır: Bir delil, tarafın kusuru olmaksızın (örneğin yeni ortaya çıkması, varlığının yeni öğrenilmesi) süresinde sunulamamışsa ve bu delilin sunulması yargılamayı makul olmayan bir şekilde geciktirmeyecekse, mahkeme bu delilin sonradan gösterilmesine izin vermelidir. Tersi durumda, yani delilin sunulması kötü niyetli bir şekilde yargılamayı geciktirme amacı taşıyorsa, tarafın kusuru olmasa bile mahkeme bu talebi reddedebilir. Bu düzenleme, iki temel ilke arasında bir denge kurar: 1) Adil Yargılanma Hakkı ve Maddi Gerçeğe Ulaşma: Bir tarafın, kusuru olmaksızın eline geçen ve davanın sonucunu etkileyebilecek bir delili sırf süre geçtiği için sunamaması, adil yargılanma ve gerçeğe ulaşma ilkelerini zedeler. HMK m. 145 bu hakkı korur. 2) Usul Ekonomisi İlkesi ve Yargılamanın Makul Sürede Bitirilmesi: Tarafların delillerini diledikleri zaman sunmalarına izin verilmesi, yargılamanın sonsuza dek sürmesine neden olabilir. Kanun, bu hakkın kötüye kullanılmasını ve yargılamanın kasten geciktirilmesini önlemek için 'geciktirme amacı taşımama' kriterini getirmiştir. Sonuç olarak, mahkeme her somut olayda bu iki ilkeyi tartarak, delilin sonradan sunulmasına izin verip vermeyeceğine karar vermelidir. (Kaynak: oner.av.tr/bosanma-davasinda-delil/)