657 sayılı DMK'nın 129. maddesi, hakkında memurluktan çıkarma cezası istenen memura 'soruşturma evrakını inceleme, tanık dinletme, disiplin kurulunda sözlü veya yazılı olarak kendisi veya vekili vasıtasıyla savunma yapma hakkı' tanımaktadır. Danıştay Onuncu Dairesi'nin 1987/494 K. sayılı kararında, Yüksek Disiplin Kurulu'nun ilgiliye bu hakları ayrıca bildirme zorunluluğu olmadığı, ilgilinin bu hakları kullanmak için kendisinin başvurması gerektiği sonucuna varmasının hukuki dayanağı nedir? Bu yorumu, 'savunma hakkının kutsallığı' ilkesi açısından kritik bir şekilde değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #202499

Danıştay Onuncu Dairesi'nin 1987/494 sayılı kararının hukuki dayanağı, DMK m. 129'un lafzı yorumudur. Mahkeme, kanun metninde Yüksek Disiplin Kurulu'na 'savunma isteme' yükümlülüğü dışında, 129. maddenin ikinci fıkrasında sayılan diğer hakları (evrakı inceleme, tanık dinletme vb.) tek tek hatırlatma veya bildirme şeklinde açık bir zorunluluk öngörülmediğini tespit etmiştir. Bu yoruma göre, bu haklar memurun kullanabileceği 'seçimlik' haklardır ve memurun bu hakları kullanma iradesini kendisinin ortaya koyması, yani talep etmesi gerekir. Kurulun görevi, talep edildiğinde bu hakların kullanılmasını sağlamaktır. Eleştirel bir değerlendirme: Bu yorum, 'savunma hakkının kutsallığı' ve 'silahların eşitliği' ilkeleri açısından zayıf kalmaktadır. Özellikle hukuki bilgiye sahip olmayan bir memurun, kanunda kendisine tanınan soruşturma dosyasını inceleme veya tanık dinletme gibi kritik haklardan, idare tarafından açıkça bilgilendirilmedikçe haberdar olması beklenemez. Etkin bir savunma, ancak isnadın ve delillerin tam olarak bilinmesiyle mümkündür. Modern idare hukuku ve adil yargılanma hakkı anlayışı, idarenin sadece şekli bir savunma istemesiyle yetinmeyip, ilgiliyi hakları konusunda tam olarak 'aydınlatma' yükümlülüğü altında olduğunu kabul eder. Nitekim daha yeni tarihli Danıştay kararları (örneğin metinde yer alan On İkinci Dairenin 2009/1703 sayılı kararı), Yüksek Disiplin Kurulunca 'son savunma' alınmamasını doğrudan bir bozma nedeni sayarak daha güvenceli bir yaklaşım benimsemiştir. Dolayısıyla, 1987 tarihli kararın dar yorumu, günümüz hukuk anlayışında savunma hakkını daraltıcı olarak görülebilir. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/devlet-memurlari-kanunu-129-madde-dmk/)