Ceza muhakemesinde 'keşif' (CMK m. 83), hangi amaçlarla yapılan bir delil toplama yöntemidir? Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2008/1-5 E., 2008/33 K. sayılı kararında, görgü tanığı olmayan ve sonradan ortaya çıkan bir cinayet davasında, yargılamanın ulaştığı aşama itibarıyla yeniden keşif yapılması talebini neden reddetmiştir? Bu karar, keşfin zorunluluğu ve usul ekonomisi ilkesi arasındaki dengeyi nasıl kurmaktadır?
Keşif (CMK m. 83), hâkim veya savcının, olayın ve durumun oluş nedenlerini anlamak, delillerin içeriğini öğrenmek, toplanmış delilleri değerlendirmek ve olay yerindeki iz ve eserleri (veya bunların yokluğunu) tespit etmek amacıyla yerinde yaptığı bir inceleme ve delil toplama işlemidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun anılan kararında yeniden keşif talebinin reddedilmesinin temel nedenleri şunlardır: 1) Mevcut Delillerin Yeterliliği: YCGK, olayın görgü tanığının bulunmadığını, ancak dosya kapsamında otopsi raporu, sanığın ikrarı ve silahın teslimi gibi güçlü delillerin bulunduğunu ve C. Savcısı tarafından olay yerinde zaten bir keşif yapıldığını dikkate almıştır. 2) Katkı Sağlamayacak Olması: Kurul, yargılamanın ulaştığı aşama itibarıyla, sanığın da katılımıyla yeniden bir keşif yapılmasının, 'dosyada bulunan kanıtların değerlendirilmesine herhangi bir katkısının bulunmayacağı' sonucuna varmıştır. Yani, yeni bir keşiften maddi gerçeğin aydınlatılmasına hizmet edecek yeni bir bulgu elde etme beklentisi yoktur. Bu karar, keşfin mutlak bir zorunluluk olmadığını, mahkemenin takdirine bağlı bir delil toplama yöntemi olduğunu göstermektedir. Mahkeme veya Yargıtay, mevcut delillerle uyuşmazlığın çözülebileceğine kanaat getirdiğinde, usul ekonomisi ilkesi gereği yargılamayı gereksiz yere uzatacak ve sonuca etki etmeyecek usuli işlemlerden kaçınabilir. Keşif, ancak maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için zorunlu ve faydalı ise yapılmalıdır. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/ceza-muhakemesi-kanunu-83-madde-cmk/)