CMK m. 19/2 uyarınca bir davanın 'kamu güvenliği' gerekçesiyle nakline karar verilebilmesi için gereken şartlar nelerdir? Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2014/8329 E., 2014/7789 K. sayılı kararında, münhasıran 'müşteki ve şüphelinin can güvenliğinin tehlikeye girebileceği' iddiasını neden davanın nakli için yeterli görmemiştir? 'Kişisel güvenlik' ile 'kamu güvenliği' arasındaki ayrımı ve bu ayrımın 'tabii hâkim' ilkesiyle ilişkisini izah ediniz.
CMK m. 19/2 uyarınca bir davanın 'kamu güvenliği' gerekçesiyle nakline karar verilebilmesi için, kovuşturmanın yetkili mahkemede yapılmasının 'kamu güvenliği için tehlikeli olması' gerekir. Bu tehlikenin soyut bir ihtimal değil, ciddi, yakın ve somut olgulara dayanan bir tehlike olması aranır. Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin anılan kararında, sadece tarafların kişisel can güvenliklerine yönelik bir tehlike iddiası, 'kamu güvenliği' tehlikesi olarak kabul edilmemiştir. Aradaki temel fark şudur: 'Kişisel güvenlik' tehlikesi, davanın taraflarına yönelik münferit tehditleri ifade eder ve bu tür tehlikeler, idarenin gerekli koruma tedbirlerini almasıyla (örneğin duruşma salonunda güvenlik artırımı, koruma tahsisi vb.) giderilebilir. 'Kamu güvenliği' tehlikesi ise, yargılamanın o yerde yapılmasının genel asayişi bozacağı, toplumsal olaylara, çatışmalara veya isyanlara neden olabileceği gibi çok daha geniş ve idari tedbirlerle önlenmesi zor olan bir durumu ifade eder. Davanın nakli, Anayasa ile güvence altına alınan 'kanuni (tabii) hâkim' ilkesinin önemli bir istisnasıdır. Bu nedenle, bu istisnanın çok dar ve zorunlu hallerde uygulanması gerekir. Sadece kişisel güvenlik endişeleriyle davanın nakledilmesi, tabii hâkim ilkesinin kolayca ihlal edilmesine yol açar. Yargıtay, bu kararıyla, idarenin güvenlik sağlama görevini yerine getirmesi gerektiğini, ancak bu görevin aşıldığı ve yargılamanın kendisinin bir kamu düzeni sorunu haline geldiği istisnai durumlarda nakle karar verilebileceğini vurgulamaktadır. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/ceza-muhakemesi-kanunu-19-madde-cmk/)