Türk Medeni Kanunu'nun 194. maddesi uyarınca, aile konutu üzerinde malik olmayan eşin rızası alınmadan yapılan devir işleminin geçersizliği, tapuda 'aile konutu şerhi' bulunup bulunmamasına bağlı mıdır? Üçüncü kişinin iyiniyetinin korunması, şerhin varlığı veya yokluğu durumunda nasıl farklılık gösterir? Bu durumu, şerhin 'kurucu' mu yoksa 'açıklayıcı' mı olduğu tartışması ekseninde değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #202480

TMK m. 194'ten doğan tasarruf yetkisi sınırlaması, tapuda 'aile konutu şerhi' bulunup bulunmamasına bağlı değildir. Kanun, bu korumayı konutun 'aile konutu' vasfına bağlamıştır. Yargıtay içtihatlarında da (örneğin 2. HD 2019/5110 E., 2019/8865 K.) vurgulandığı gibi, aile konutu şerhi 'kurucu' değil, 'açıklayıcı' (bildirici) bir nitelik taşır. Yani şerh, konutu aile konutu yapmaz; zaten aile konutu olan bir yerin bu niteliğini üçüncü kişilere karşı görünür kılar. Bu ayrımın pratik sonucu, üçüncü kişinin iyiniyetinin korunmasında ortaya çıkar: 1) Tapuda Aile Konutu Şerhi Varsa: Şerh aleniyet sağladığı için, taşınmazı devralan üçüncü kişi 'ben buranın aile konutu olduğunu bilmiyordum' diyerek iyiniyet (TMK m. 1023) iddiasında bulunamaz. Bu durumda, malik olmayan eşin rızası olmaksızın yapılan devir işlemi, üçüncü kişiye karşı da ileri sürülebilir ve tapu iptal ve tescil davası ile geçersiz kılınabilir. 2) Tapuda Aile Konutu Şerhi Yoksa: Bu durumda, üçüncü kişinin taşınmazın aile konutu olduğunu bilip bilmediği (sübjektif iyiniyeti) önem kazanır. Eğer üçüncü kişi, tüm özenine rağmen taşınmazın aile konutu olduğunu bilmiyorsa ve bilebilecek durumda da değilse, onun tapu siciline güvenerek yaptığı kazanım korunur. Ancak, rızası alınmayan eş, üçüncü kişinin kötü niyetli olduğunu (yani durumu bildiğini veya bilmesi gerektiğini) ispatlarsa, tapu iptal ve tescil davası yine de başarılı olabilir. (Kaynak: oner.av.tr/aile-konutu-nedeniyle-tapu-iptal-ve-tescil-davasi/)