Anayasa Mahkemesi'nin TCK m. 220/6'yı ('örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca örgüte üye olmak suçundan da cezalandırılır') iptal etme gerekçesi olan 'kanunilik ilkesi' ile bu ilkenin alt unsurları 'belirlilik' ve 'öngörülebilirlik' arasındaki ilişkiyi açıklayınız. İptal edilen hüküm, bu ilkeleri neden ihlal etmekteydi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #202479

'Kanunilik ilkesi' (Anayasa m. 38), bir fiilin suç sayılabilmesi ve cezalandırılabilmesi için kanunda açıkça tanımlanmış olmasını gerektirir. 'Belirlilik' ve 'öngörülebilirlik' bu ilkenin temel alt unsurlarıdır. 'Belirlilik', suç tanımının, hangi davranışların yasaklandığını herhangi bir şüpheye yer bırakmayacak şekilde açık ve net olarak ortaya koymasıdır. 'Öngörülebilirlik' ise, bireylerin hangi eylemlerinin suç teşkil edeceğini ve ne gibi bir yaptırımla karşılaşacaklarını önceden bilebilmelerini ifade eder. Anayasa Mahkemesi'nin iptal ettiği TCK m. 220/6 hükmü, bu ilkeleri ihlal etmekteydi. Çünkü bir kişinin 'örgüt adına' suç işlemesi fiilinin sınırları belirsizdi. Kişinin örgütle organik bir bağı olmamasına rağmen, hangi eyleminin, hangi saikle işlenirse 'örgüt adına' işlenmiş sayılacağı konusunda açık bir yasal kriter yoktu. Bu durum, yargı organlarına çok geniş bir takdir yetkisi tanıyor ve kişilerin, işledikleri bir suçun, sonradan bir örgütle ilişkilendirilerek 'örgüt üyeliği' gibi çok daha ağır bir suçtan da cezalandırılıp cezalandırılmayacağını öngörmelerini imkansız hale getiriyordu. Bu belirsizlik ve öngörülemezlik, suç ve cezanın kanuniliği ilkesine temelden aykırı olduğu için Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/iptal-edilen-TCK-m.220/6-yerine-ne-gelebilir)