Danıştay 5. Dairesi'nin E: 2009/973, K: 2009/1073 sayılı kararında mahkemenin, davacının 'savunmaya cevap dilekçesinde' ileri sürdüğü yeni bir iptal talebini dikkate alarak dilekçe ret kararı vermesini neden hukuka aykırı bulmuştur? Bu karar, idari yargıdaki 'taleple bağlılık ilkesi' ve dilekçeler teatisinin doğası hakkında ne gibi ilkeler ortaya koymaktadır?
Danıştay 5. Dairesi'nin anılan kararı, idari yargıdaki 'taleple bağlılık ilkesi' ve dilekçelerin fonksiyonları açısından önemli ilkeler içermektedir. Karara göre mahkemenin işlemi hukuka aykırıdır çünkü: 1) Taleple Bağlılık İlkesi: İdari yargıda mahkemeler, davacının 'dava dilekçesinde' belirttiği talep sonucu ile bağlıdır. Dava konusu, sonradan sunulan dilekçelerle genişletilemez veya değiştirilemez. 2) Dilekçelerin Fonksiyonu: 'Savunmaya cevap dilekçesi' (replik), yeni bir dava dilekçesi niteliği taşımaz. Bu dilekçenin amacı, davalı idarenin savunma dilekçesinde ileri sürdüğü iddia ve delillere karşı cevap vermektir; yeni bir iptal talebi veya dava konusu eklemek değildir. Somut olayda davacı, ilk dava dilekçesinde sadece atama talebinin reddine ilişkin işlemin iptalini istemiştir. Savunmaya cevap dilekçesinde ise buna ek olarak ilgili yönetmelik maddesinin de iptalini istemiştir. Mahkeme, dava konusunu genişleten bu ikinci talebi esas alarak 'talepler farklı' gerekçesiyle dilekçe ret kararı vermiştir. Danıştay, mahkemenin ilk dava dilekçesindeki taleple bağlı kalması, sonradan eklenen talebi ise yok sayarak yargılamaya devam etmesi gerektiğini belirtmiştir. Mahkemenin, usule aykırı bu talebi dikkate alarak dilekçe ret kararı vermesi ve davacıyı istemini genişletmeye teşvik etmesi, taleple bağlılık ilkesinin ve dilekçe teatisi kurumunun doğasının ihlalidir. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/idari-yargilama-usulu-kanunu-16-madde-iyuk/)