HMK m. 119/2, dava dilekçesindeki bazı eksikliklerin giderilmesi için davacıya bir haftalık kesin süre verilmesini, aksi halde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğini düzenler. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2015/2878 E., 2019/456 K. sayılı kararında, davalının ticaret sicilinde kayıtlı adresinin fiilen mevcut olmaması durumunda mahkemenin bu maddeye dayanarak davanın açılmamış sayılmasına karar vermesini neden hukuka aykırı bulmuştur? Bu durumda mahkemenin izlemesi gereken doğru usuli yol nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #202466

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun anılan kararında, mahkemenin HMK m. 119/2'ye dayanarak davanın açılmamış sayılmasına karar vermesi iki temel nedenle hukuka aykırıdır. Birincisi, HMK m. 119, dava dilekçesinde adresin 'bildirilmemesi' halini düzenler. Oysa somut olayda davacı, davalı şirketin ticaret sicilinde kayıtlı olan adresini dilekçesinde bildirmiştir. Yani dilekçede bir eksiklik yoktur. Bildirilen adresin fiilen var olmaması, dilekçenin eksik olduğu anlamına gelmez. İkincisi, mahkeme bu durumda usul ekonomisi ve adil yargılanma hakkı gereği resen çözüm yolları aramalıdır. HGK kararına göre, davalının ticaret sicilinde kayıtlı adresinin gerçekte var olmaması, Tebligat Kanunu m. 35'e göre tebligat yapılmasını imkansız kılar. Bu durumda, Tebligat Kanunu m. 28'de düzenlenen 'adresi meçhul olanlara ilanen tebligat' yolu işletilmelidir. Yani mahkeme, davacıya 'adresi bul' şeklinde bir yükümlülük yükleyerek davayı açılmamış saymak yerine, davalı şirkete dava dilekçesi ve eklerinin ilanen tebliğ edilmesini sağlayarak yargılamanın esasına geçmelidir. Bu, mahkemenin davayı yürütme ve aydınlatma ödeviyle de uyumludur. (Kaynak: zulkufarslan.av.tr/davanin-acilmamis-sayilmasi-tebligat/)