Bir ceza davasında, sanık hakkındaki mahkumiyet kararının gerekçesi, 'sanığın suçu inkara yönelik tutarlı olmayan beyanları ve olaydan sonra kaçması' olarak gösterilmiştir. Bu gerekçe, tek başına mahkumiyet için yeterli midir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #201716

Hayır, yeterli değildir. Sanığın suçu inkar etmesi, anayasal bir hak olan susma hakkı ve kendini suçlamama (nemo tenetur) ilkesinin bir parçasıdır. İnkarlarının birbiriyle tutarlı olmaması, bir şüphe yaratabilir ancak tek başına mahkumiyet için yeterli bir delil değildir. Olaydan sonra kaçması da bir suçluluk belirtisi (delil başlangıcı) olabilir, ancak bu da tek başına kesin bir delil değildir. Masum bir kişi de korku veya panik nedeniyle kaçabilir. Ceza hukukunun temel ilkesi 'şüpheden sanık yararlanır' (in dubio pro reo) ilkesidir. Mahkumiyet için, sanığın suçu işlediğinin, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle (tanık, belge, parmak izi, DNA gibi) ispatlanması gerekir. Sadece inkardaki çelişki ve kaçma olgusuna dayalı bir mahkumiyet kararı, hukuka aykırı olur.