Dolandırıcılık suçunda 'hile' unsurunun, Yargıtay tarafından aranan 'nitelikli yalan' olma vasfı ne anlama gelmektedir? Mağdurun basit bir araştırma ile gerçeği öğrenebilecek olması, failin sorumluluğunu ortadan kaldırır mı?
Yargıtay, dolandırıcılık suçundaki hilenin, sıradan bir yalandan öte, mağduru denetleme ve araştırma imkanından yoksun bırakacak, ustaca sergilenen ve belli bir yoğunluğa ulaşmış aldatıcı hareketler bütünü olması gerektiğini kabul eder. Bu, 'nitelikli yalan' olarak ifade edilir. Ancak, mağdurun belli bir dikkati gösterme yükümlülüğü olsa da, failin hileli hareketleri mağdurun bu denetim mekanizmasını atlatacak şekilde kurgulanmışsa, mağdurun ihmalinden bahsedilemez ve failin sorumluluğu devam eder. Örneğin, sahte bir kamu belgesi ibraz edilerek yapılan bir hilede, mağdurun bu belgenin sahteliğini anlaması beklenemez ve fail sorumlu olur (avmehmetgenc.com/blog/dolandiricilik-sucu-ve-cezasi/28).