Bir mahkeme kararının gerekçesi, mantıksal olarak kendi içinde çelişkili ifadeler içeriyorsa (örneğin hem 'davacının kusurlu olduğu sabittir' hem de 'davacının kusurlu olduğuna dair delil bulunamamıştır' gibi), bu durumun hukuki sonucu nedir?
Bu durum, kararın gerekçesiz sayılmasına neden olur ve tek başına bir bozma nedenidir. Anayasa m. 141 ve HMK m. 297, kararların gerekçeli olmasını ve bu gerekçenin de çelişkisiz, tutarlı ve denetime elverişli olmasını gerektirir. Kendi içinde çelişen bir gerekçe, mahkemenin hangi hukuki ve fiili sebeplere dayanarak hüküm kurduğunu anlaşılamaz hale getirir. Bu da adil yargılanma hakkının ihlalidir. (Bkz: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2016/21686 E., 2018/9343 K.)