HMK Madde 240/2'deki 'tanık listesi'nin içeriği ve 'ikinci bir liste verilemez' kuralı, HMK'nın genel sistematiğinde 'iddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi' (HMK 141) ile 'sonradan delil gösterilmesi' (HMK 145) hükümleriyle nasıl bir denge içinde yorumlanmaktadır? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımını, dilekçelerin teatisi aşamasının önemi bağlamında tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #200671

HMK Madde 240/2, tanık listesinin içeriğini (vakıa, ad, soyad, adres) ve 'ikinci bir liste verilemez' kuralını düzenleyerek, yargılamanın belirli bir disiplin içinde yürümesini ve uzamamasını hedefler. Ancak bu katı kural, HMK'nın diğer delil sunma ve iddia/savunma genişletme hükümleriyle birlikte yorumlanmalıdır. **HMK'nın Genel Sistematiği ve Delil Sunma Zamanı:** * **Dilekçelerin Teatisi Aşaması:** HMK 119/1-f ve 129/1-e maddeleri, davacı ve davalının dilekçelerinde iddia ve savunmalarının dayanağı olan her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceğini açıkça belirtmesini zorunlu kılar. Bu, delil sunma yükümlülüğünün dilekçeler aşamasında başladığını gösterir. * **İddia ve Savunmanın Genişletilmesi/Değiştirilmesi (HMK 141):** HMK 141, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra (cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri hariç) iddia veya savunmanın genişletilemeyeceğini veya değiştirilemeyeceğini belirtir. Ancak bu yasağın iki istisnası vardır: 'ıslah' (HMK 176) ve 'karşı tarafın açık muvafakati'. Bu, yeni vakıaların ancak bu istisnalar dahilinde ileri sürülebileceği anlamına gelir. * **Sonradan Delil Gösterilmesi (HMK 145):** HMK 145, 'bir delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımaması veya ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmaması' durumunda delil gösterilmesine izin verilebileceğini belirtir. Bu, istisnai durumlarda süre geçtikten sonra dahi delil sunulabileceği anlamına gelir. **Yargıtay'ın Yaklaşımı ve Dilekçelerin Teatisi Aşaması:** Yargıtay, HMK 240/2'deki ikinci tanık listesi yasağını, HMK 141 ve 145 hükümleriyle bir arada yorumlayarak, hukuki dinlenilme hakkı ve maddi gerçeğe ulaşma ilkesi doğrultusunda esneklikler getirir: * **Dilekçelerin Teatisi Aşamasında Bildirme:** Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/2301 E., 2021/807 K. sayılı kararında, 'dayanılan vakıa ve o vakıanın ispat vasıtası delilin aynı anda gösterilmesi zorunluluğu tartışmasız olarak açıklanmıştır.' denilerek, dilekçeler aşamasının delil sunumu için temel aşama olduğu vurgulanmıştır. Ancak, bu aşamada soyut olarak 'tanık' deliline dayanılması yeterli görülür. * **Yeni Vakıa - Yeni Tanık:** Eğer bir taraf, HMK 141'deki istisnalar (ıslah veya karşı tarafın muvafakati) çerçevesinde yeni bir vakıa ileri sürerse, bu yeni vakıanın ispatı için tanık deliline dayanabilir ve bu 'ikinci tanık listesi verilemez' yasağının bir istisnası olarak kabul edilir. Metinde yer alan Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2014/21030 E., 2015/6532 K. sayılı kararında, 'Davacı, ıslah yoluyla, dayandığı vakıaları değiştirebilir veya davaya yeni vakıaları dahil edebilir. Evvelce göstermiş olsa bile, davaya kattığı bu yeni vakılara ilişkin delil de gösterebilir. Bu halde, ikinci tanık listesi verilemeyeceğine ilişkin yasağa (HMK. m. 240/2) dayanılarak, gösterilen bu tanıkların dinlenmesinden kaçınılamaz.' denilmiştir. * **Kusursuz Gecikme:** HMK 145'e göre, eğer tanık listesi veya tanık delili sunulmasındaki gecikme, tarafın kusurundan kaynaklanmıyor ve yargılamayı uzatma amacı taşımıyorsa, mahkeme yine de bu delili kabul edebilir. Bu, hukuki dinlenilme hakkının korunması amacıyla kabul edilen bir esnekliktir. * **Ön İnceleme ve Tanığın Dinlenme Günü:** Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2020/605 E., 2022/264 K. sayılı kararı, ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra tanık dinletme talebinin değerlendirilebileceği belirtir. HMK 243/1'deki 'hazır bulundurulan tanık' kuralı da, kesin süreye uyulmamış olsa bile, eğer dinlenme günü belirlenmiş ve tanık hazırsa, dinlenmesi gerektiğini emreder. **Sonuç:** HMK 240/2'deki 'ikinci tanık listesi verilemez' kuralı, yargılamayı hızlandırmak için bir 'delil toplama yasağı' değil, 'delil bildirme yasağı' olarak yorumlanmalıdır. Yani, tarafın delillerini belirli bir zamanda bildirme yükümlülüğü vardır. Ancak, hukuki dinlenilme hakkının gereği olarak, yeni ileri sürülen vakıalara ilişkin deliller veya kusursuz gecikmeler gibi istisnai hallerde bu yasağın aşılması mümkün olabilir. Yargıtay, dilekçeler aşamasının önemini vurgulasa da, maddi gerçeğe ulaşmak ve adil yargılanma hakkını korumak adına bu katı kuralları, diğer hükümlerle bir bütün olarak ve daha esnek bir şekilde yorumlamaktadır.