TCK Madde 25/1'de düzenlenen meşru savunmanın şartlarından 'haksız saldırı' kavramını ve Yargıtay'ın bu kavramı 'gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan' saldırılar bağlamında nasıl yorumladığını tartışınız. Bu genişletilmiş yorumun, 'caydırıcı etki' yaratma potansiyelini kriminolojik açıdan değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #200666

TCK Madde 25/1'e göre meşru savunma, 'gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı' defetme zorunluluğu ile işlenmelidir. 'Haksız saldırı', hukuka aykırı, icra veya ihmal suretiyle bir insan davranışından kaynaklanan, kişilerin haklarına yönelik bir tecavüzü ifade eder. **'Haksız Saldırı' Kavramının Yorumu ve Genişletilmesi:** Kanun koyucu ve Yargıtay, 'haksız saldırı' kavramını sadece o an meydana gelen saldırılarla sınırlı tutmamıştır. Gerekçede belirtildiği üzere, 'kurumun, bazen anlamsız ve sosyal gereklere aykırı düşecek derecede dar tutulmasının önüne geçilmesi istenilmiştir.' Bu doğrultuda, saldırının üç farklı boyutu meşru savunma kapsamına alınmıştır: 1. **Gerçekleşen Haksız Saldırı:** O an icra edilmekte olan saldırıdır. Örneğin, yumruk atılmaya başlandığı, bıçak çekildiği an. 2. **Gerçekleşmesi Muhakkak Haksız Saldırı:** Henüz başlamamış, ancak başlamasının kesin olduğu bir saldırıdır. Bu, saldırı başlamadan önce, savunmanın yapılmasına izin verilmesini ifade eder. Şayet savunma başlamayı beklerse, etkisiz veya imkânsız hale gelebilir. Metindeki Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2019/297 K. sayılı kararında (konut dokunulmazlığına tecavüz), sanığın evine doğru 'alaycı bir ifadeyle' yaklaşan kişilere karşı havaya ateş açması, 'konut dokunulmazlığına yönelmesi muhakkak bir saldırı' olarak kabul edilmiştir. 3. **Tekrarı Muhakkak Haksız Saldırı:** Bir saldırının sona ermesinden hemen sonra, aynı saldırının kesin olarak tekrar edeceğinin anlaşıldığı durumlardır. Bu durumda, saldırının tekrarlanmasını beklemek, mağdurun aleyhine sonuç doğurabilir. Metindeki Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/244 E., 2018/580 K. sayılı kararında (kadın cinayeti), maktulün sanığa karşı zorla cinsel ilişkiye girdikten kısa bir süre sonra aynı eylemi 'ısrarla sürdürmek' üzere tekrar gelmesi, 'tekrarı muhakkak haksız saldırı' kapsamında değerlendirilmiştir. **Kriminolojik Açıdan Caydırıcı Etki:** Bu genişletilmiş yorumun kriminolojik yönden önemli bir caydırıcı etkisi olduğu TCK Madde 25 Gerekçesi'nde açıkça belirtilmiştir: 'Kişileri suç işlemekten caydıracak en etkin araçlardan birisi, suç işlediklerinde karşılık görebilecekleri endişesi olduğundan, meşru savunma hakkının böylece genişletilmesi, kriminolojik yönden caydırıcı etki de yapabilecektir.' * **Potansiyel Mağdurun Güçlenmesi:** Saldırgan, potansiyel mağdurun sadece o anki değil, yakın gelecekteki veya tekrarlanması kesin olan saldırılarına karşı da kendini savunma hakkına sahip olduğunu bilirse, bu durum saldırganın suç işleme motivasyonunu azaltabilir. Saldırgan, mağdurun pasif kalmayıp aktif bir direniş göstereceği beklentisiyle karşılaşır. * **Önleyici Etki:** Meşru savunma hakkının geniş yorumlanması, suçun işlenmesini önleyici bir mekanizma olarak işlev görebilir. Bireylerin hukukun kendilerine tanıdığı savunma hakkını kullanmaktan çekinmemeleri, suçun başlamasını veya devamını engelleyebilir. * **Örnekler:** Konutuna girmeye çalışan hırsıza karşı, hırsız eve girmeden veya girdikten sonra tekrar saldırması muhtemelken yapılan savunma, bireylerin kendi mal varlıklarını koruma iradesini güçlendirir ve potansiyel hırsızları caydırır. Cinsel saldırı gibi olaylarda ise mağdurun çaresizce beklemek yerine, saldırının kesinleşmesi anında veya tekrarı beklenirken aktif savunmaya geçebilmesi, hem mağdurun güvenliğini artırır hem de saldırgan için ciddi bir risk faktörü oluşturur. Bu genişletilmiş yorum, adaletin sadece suçluyu cezalandırmakla kalmayıp, aynı zamanda suçun önlenmesi ve bireylerin hukuki haklarının aktif korunması amacına da hizmet ettiğini göstermektedir.